Kötü adamlar sizi benzetiğinde buna tahammül edebiliyorsunuz ama iyi adamlar sizi duvara kelepçeleyip sırayla üzerinize tekmeler ve darbeler indirdiğinde, kemiklerinizi kıran sanki bütün dünya, bütün bir adalet sistemiymiş gibi geliyor.
Köyde daha önce hiçbir şehirde görmediğim bir kesinlik vardı. Toprağı ve insan işleyen nesiller ile toprak birbirinin yerini almaya başladığında, doğa bir ve aynı olmaya başladığında hissedilen bir kesinlikti bu. Şehirler, sürekli ve karşı konulamaz bir değişim içindedir. Şehrin, tıpkı matkap sesine benzeyen bitmek tükenmek bilmez bir sesi vardır ve iş dünyası size saldırırken bu uyarı sesini duyarsınız. Köylerde ise değişim değişim uzun vadelidir. Doğada gözlenen değişim, mevsimlerin hareketiyle eski halini alır. Topraktan çıkan her zaman toprağa geri döner. Meyve veren şeyler yeniden çiçek açmak üzere ölür.
Sevgi istememizin ve onu çaresizce aramamızın nedenlerinden biri de sevginin yalnızlığın, utancın ve kederin tek ilacı olmasıdır. Fakat bazı duygular kalbinizde öyle derinlere gömülüdür ki sadece yalnızlık onları tekrar bulmanıza yardımcı olabilir. Bazı gerçekler o kadar acı vericidir ki sadece utanç onlarla yaşamanıza yardımcı olabilir. Ve bazı şeyler o kadar üzücüdür ki sadece ruhunuz sizin için ağlayabilir
Kültürüm bana bütün bu yanlış şeyleri çok güzel öğretmişti. Öylece hareketsiz yattım ve hiçbir tepki vermedim ama ruhun ait olduğu bir kültür yoktur. Ruh bir ülkeye de ait değildir Ruhun rengi, aksanı ya da yaşam biçimi yoktur. Ruh sonsuzdur ve birdir. Kalp gerçeklerle ve acıyla yüzleşince de ruhu dizginleyemezsiniz.
Dünyadaki her şehrin kalbinde bir köy vardır. Köyü anlamadan şehri hiçbir zaman anlamazsın. Git oraya. Döndüğünde Hindistan'ın seni nasıl değiştirdiğini görürüm. Bone chance!