“Hikmet,” demişti Tapduk Sultanʼım bir sohbetinde, “eşyanın hakikatlerini bilip gereği ile iş yapmaktır. Ve yüce Allahʼı ilimlerin en büyüğü olan ilm-i ilâhî ile bilmektir. Bir kimse bütün yaratılmışları bilse ama Hakkʼı bilmese ona hakîm denilmez. Bunun için Allahʼı bilen, Allah ile bilen, Allahʼta bilen, Allahʼtan bilen hikmet sahipleri her ne kadar ilimden mahrum ve dili dönmez, ifadesi kusurlu olsa, yine hakikatte hakîm ismini almaya layıktır. Hikmet, gayb lisanını özenerek, gönül hecesini okuyanlara açılır. Gayb dili öyle sofralar açar ki ondan niceler nasiplenir, doyarlar.”