Enes Beşli

Enes Beşli
@ebesli11
Bir garip yolcu... “Âvâzeyi bu âleme Dâvûd gibi sal Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş”
Hikmet...
“Hikmet,” demişti Tapduk Sultanʼım bir sohbetinde, “eşyanın hakikatlerini bilip gereği ile iş yapmaktır. Ve yüce Allahʼı ilimlerin en büyüğü olan ilm-i ilâhî ile bilmektir. Bir kimse bütün yaratılmışları bilse ama Hakkʼı bilmese ona hakîm denilmez. Bunun için Allahʼı bilen, Allah ile bilen, Allahʼta bilen, Allahʼtan bilen hikmet sahipleri her ne kadar ilimden mahrum ve dili dönmez, ifadesi kusurlu olsa, yine hakikatte hakîm ismini almaya layıktır. Hikmet, gayb lisanını özenerek, gönül hecesini okuyanlara açılır. Gayb dili öyle sofralar açar ki ondan niceler nasiplenir, doyarlar.”
Sayfa 221 - Tapduk Emre·Kitabı okudu
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
NEFSİMİZ!!!
“Madde âleminin dört temeli nefislerimizin dört derecesidir. Bütün kötülüklerin kaynağı nefs-i emmaremiz ateşe, yaptığımız kötülüklerden sonra kendimizi kınayan nefs-i levvame havaya, iyi ile kötüyü ayırmamızı sağlayan nefs-i mülhimme suya ve bizi kötülüklerden arındıran nefs-i mutmainnemiz toprağa benzer. Nefsin hangi surette sana hükmetmeye kalkarsa, o suretin eşiti olan unsuru bedenine tatbiki et. Nefsin günah olanı işleme arzusundaysa elini ateşe değdir; dayanabiliyorsan o günahı da işle. Kendini kınamak istersen havaya ve rüzgâra karşı oturup düşün. Kötülükten iyiliğe geçmek için suyla arın ve abdest al. Bütün kötülüklerden arındığın vakit bedenin toprak olmaya hazırdır. Çünkü ancak varlığımızı toprak ettiğimiz vakit manamızın hakikatine erebiliriz.”
Sayfa 211·Kitabı okudu
Alıntı
“Kalp, Allahʼın nazargâhıdır; kirli kalbe rahmet konmaz.” MyMecra|Biri Bir Gün|Serdar Tuncer|B201
Duygu ve Düşünce
... Artık bütün dertlere dermanın Allahʼa yönelmekte olduğunu biliyordum. Üstelik bu, çok gönül ferahlatıcı bir şeydi. Teslimiyet, insan ruhuna en ziyade yakışan haldir çünkü. Kalpler ancak Allah'ı anmakla sükûn bulur, tatmin olurlar...
Sayfa 145 - Yunus Emre·Kitabı okudu
Alıntı
“Her ne ki arıyorsun; aradığın ancak sensin... İyinin de, kötünün de fidanı senin içinde büyür... Her meyvenin içi, kabuğundan yeğdir... Sen göremiyorsun diye bu âlem yok değildir... Âlemin varlığını ancak kul olarak anlayabilirsin... Allah Muhammedʼi önce kul, sonra resul edindi. 'Abdühü ve resulühü' demekten murat, kulluğun peygamberlikten önde geldiğidir... Allahʼa karşı tam kul olmak, varlığa karşı tam hür olmak anlamına gelir... Dünyanın hürriyeti Allahʼa kul olmakla mümkündür. Nitekim Hz. Peygamberʼin bir adı da Abdullahʼtır; yani Allahʼın kulu...”
Sayfa 73·Kitabı okudu
Alıntı