Hayatımızı, gerçekleşip
gerçekleşmeyeceğini bilmediğimiz idealler peşinde
tüketmeyi değil, yaşamayı savunuyorum. Büyük
hayallerle çok zaman kaybettik, artık basit şeylerin
zamanıdır.
Artık hiçbir şeyle kavga etmek gelmiyor
içimden. Ellerimi kaldırdım, teslim oluyorum. Savaşmayı bırakan insana kim ne yapabilir ki?
Yenilmek kadar büyük özgürlük yok, şimdi kazananlar
düşünsün.
Olacakları kontrol edebileceğimizi sanmak da ne
büyük ego. Neyimize bu kadar güveniyoruz bilmiyorum.
Her şeyi doğru planlarsak yollar bizi tam istediğimiz
yere çıkarır sanıyoruz. Sonra hiç beklenmeyen bir anda
bir olay küüt diye gelip hayatının ortasına tosluyor,
bütün planlar dağılıyor. Oluyor yani bunlar. Kimse
kendini bir şey sanmasın, bizden büyük hayat var.
Doğrusunu istersen, insanlarla temas etmenin hemen
her zaman bazı bedelleri oluyor. iki insan bir araya
geldiğinde ilk olarak atılabilecek en büyük kazığı atıyor
ve “Nasılsın?” diye soruyor örneğin. Ne bileyim ben
nasılım? Düşünsen çıldırırsın.
Boğulan balıklar varmış, bunu duymuş muydun?
Tamamen suyun altında yaşamaya göre dizayn edilmiş
olmalarına rağmen bir şekilde nefessiz kalıp
ölüyorlarmış. Bence etraflarındaki balıkların
hayvanlıklarına daha fazla dayanamadıkları için...