Ancak şimdi anlıyorum ki, hayatımın amacı daima güldürmek, ağlatmak, duygulandırmak olmuş.
Benim en büyük korkum ilgisizlikti, fark edilmemek, daha da
kötüsü insanları sıkmaktı.
Mizah benim için, kontrollü bir kaçış yolu, bir ağrı kesici, dayanılmaz olana bir meydan okuma, sol gösterip sağ vurma, iki tarafı keskin bir bıçak, bir deterjandı.
Égoïne gövdemde, kalp hizasında bir dövme buldu, “Lütfen beni
hayata döndürmeyin, do not disturb”.
Son doktoruma hitaben yazılmıştı. Doktor mesajı anladı. Égoïne
güldü.
Bütün hayatım boyunca insanları güldürmek istedim.
Bunu öldükten sonra da yapmak çok hoş.
Hayatımı fıkralar anlatarak, kıvırtmacalarla durumu kurtararak,
soytarı kılığına bürünerek geçiren ben, her şeyi içinde saklayan
ben, bu defa hiçbir şeyi saklayamayacağım.