Sabahattin Ali öykülerinin mükemmelliği tartışılmaz.Bence sırça köşk de içinde harika öyküler barındırıyordu.Dekolman öyküsünün sonunu böbrek öyküsünü çok sevdim.Beyaz bir gemi öyküsü de içinde önemli şeyler barındırıyordu.Benim için Sabahattin Ali’nin en özel kitapları arasında yerini aldı.Bence herkes okumalı.
Sırça KöşkSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202069,7bin okunma
Öyle bir kitap ki hemen bir şeyler yazma isteği uyandırdı içimde.Fakat kitaptan önce biraz yazara değinmek isterim.Emily bronte kardeşleri ile birlikte kadınların yazmasına değer verilmediği dönemlerde erkek isimleri kullanarak gazetelere şiir gönderiyormuş.Daha çok içe dönük bir yapıya sahip olduğunu kitabın çeşitli yerlerinde hissedebilirsiniz.Ve uğultulu tepeler yayınlandıktan koşa bir süre sonra da veremden ölmüş.Uğultulu tepeler’in bir ilk roman olması da beni ayrıca şaşırtmıştı.
Kitaba geçecek olursam kitap başlıca aşk kitabı olarak adlandırılsa da aşkın yanında birçok önemli konuyu içinde okuyucuyu sıkmadan barındırıyor.İntikam,bağlılık,sınıf farkı vs. Bu kitapla alakalı bir arkadaşım aşk kitabı olduğu için okumuyorum ergence geliyor demişti.Bir kitabı okumamak için bence bu geçerli bir sebep değil.Çünkü kitap size şimdiki Türk dizilerindeki aşklardan falan bahsetmiyor.Zaten tek anlatılan şey de belirtttiğim gibi aşk değil.Bir klasik olmasının hakkını verdiğini düşünüyorum.Dil olarak da doyurucu hoştu fakat asla yorucu bir dili yoktu yani rahatlıkla okunabilir.keyifli okumalar
Kürk mantolu madonna kitabı ile ilgili en çok duyduğum şey popüler olmasından dolayı “kahvenin yanına malzeme olarak kullanılmasından”dolayı okunmak istenmediği tarzındaydı.bir kitabı okumamak için birçok sebebi olabilir insanın ya da sevmemesi için ama bu sebep bence asla kitabın popüler olması olmamalı.Popüler olmaları kitapların suçu değildir.Kitap ile ilgili incelemeye gelecek olursam.Kitap daha en başta bir adamın lüzumsuz görünüşünü anlatırken beni sarmıştı.Çünkü etrafımızda yüzlerce lüzumsuz ve bizim gözümüze çok sıradan görünen insanların da duyguları yaşamış oldukları sıradışı şeyler ve işleyen birer dimağları bulunduğunu düşünmüyoruz.Belki de bu kitap en çok bunu anlatıyor.Sabahattin Ali kitapta aşkı öyle güzel anlatmış ki.”Bence aşık olduğumuz kişiyi ne kadar çok seviyorsak diğer insanları da o kadar sevmeliyiz.Sevgi paylaştıkça azalan birşey değildir”derken mesela.Ya da yılbaşılarının ömrümüzün bir yılının daha geçtiğini hatırlatması ve bunu insanların uydurmuş olması hasebiyle diğer günlerden hiçbir farkı olmadığını anlattığı yerler.(gerçekten de öyle her yılbaşında yüzlerce insan güzel şeyler diliyor hiçbir yıl tamamıyla iyi geçmez zaten.”mutlu bir hayat yoktur mutlu anlar vardır mutlu bir yıl yoktur mutlu saatler dakikalar saniyeler vardır.)eğer popüler olmasına aldırmadan bir edebi eser olarak okursanız harika bir eser.Fakat beğenmeyecek olursanız lütfen bunun sebebini popülarite olarak adlandırmayın.Keyifli okumalar.
Kitap içinde güzel öyküler barındırsa da bazı öyküler sıkıcı ve gereksizdi benim için.okunmaya değer öyküler vardı.bu yüzden çok büyük beklentilerle yaklaşmadan okumanızı önerebilirim.
kitaptaki olay etkileyici ve güzel olsa da bence iyi bir dille yansıtılmamıştı böyle bir olay bir insanın iç dünyası daha etkileyici betimlemelerle açıklanarak yazılabilirdi bence.biraz daha alele acele yazılmış bir kitap gibi geldi bana.Biraz boş bir kitap gibi geldi dersem yalan olmaz.İkinci bir eleştiride ikide bir konuşur gibi evet dostum bu olay senin başına gelse ne yapardın.Dostum görüyorsun ya başıma neler geldi gibi cümlelerin olmasıydı.