Onlara baktım, kardeşlerime. Ellerine, yüzlerine. Yoktan yere bir uzaklık, bir engel aramızda. Birbirimize, birlikte yaşadığımız onca şeyi aşıp yaklaşamayacakmışız gibi; ama öyle de yakınız ki, kapı kapandığında üçümüzün birden eli sıkışıyor.
Bu tören hikâyesini sevgiline anlattığında, seni kendisine doğru çekip dudağına yakın bir yerden öpmüştü. Sonra da dolu gözlerle, "Seni yeniden, bu kez ben doğurmak istiyorum!" demişti.
Sahnenin solundan girip bankta tek başına oturan adamın karşısında duruyordum, onu tanıyormuş gibi dizine vuruyordum ve "Sanki bu dünyada ne olduysa siz yokken oldu bayım!" diyordum.