Adı:
Aramızdaki En Kısa Mesafe
Baskı tarihi:
Temmuz 2020
Sayfa sayısı:
99
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750501487
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınevi
Onlara baktım, kardeşlerime. Ellerine, yüzlerine. Yoktan yere bir uzaklık, bir engel aramızda.

Birbirimize, birlikte yaşadığımız onca şeyi aşıp yaklaşamayacakmışız gibi; ama öyle de yakınız ki, kapı kapandığında üçümüzün birden eli sıkışıyor.

Bir çocuğun gözünden aile:
Aynı soyadının önünde toplanmış beş kişi.
99 syf.
·3 günde·8/10
Sinema ,senaryo, şiir,fizik,naif,sıradan kelimeleri uçuşuyor zihnimde Barış Bıçakçı adını duyduğumda..

Aramızdaki En Kısa Mesafe 99 sayfalık çocukluk günlerinin anlatıldığı, 24 bölümden oluşan bir öykü kitabı..

Kitabı okurken nedense anlatılan çocukluk günlerindeki öykülerin kahramanının Barış Bıçakçı’nın kendisi olduğunu düşündüm.

SEVGİLİ GÜNLÜK

Nihan’ ın bana bakarken bir gülüşü vardı ki aklımı başımdan aldı! ( Eminim bu satırları okuyunca “Nasıl gülüyordum? “ diye soracak ve yakama yapışıp ayrıntısıyla anlatmamı isteyecek.). Sayfa 67

Yukarıdaki alıntı bana bu öyküleri yazarken kendi hayatından fazlasıyla esinlendiğini düşündürdü.

Kitabın konusu kısaca; “ Bir soyadının önünde toplanmış duruyoruz:ailemiz. Bir soyadının önünde tek tek isimler” sayfa71

Üç erkek kardeş ve anne babadan oluşan Adana’ da yaşayan bir aile.Baba üniversite de felsefe profesörü anne sanırım bir memur..

80 darbesinin izlerini satır aralarında görüyoruz baba üniversitedeki işinden uzaklaştırılıyor ve ailenin geçim derdi başlıyor boza yapıp satmaya çalışılan günler ,aile cek işletilen bir lokanta..Bir süre hayat böyle bir hengamede devam ediyor..

Kitabı okurken dikkatimi çeken en önemli husus babayla olan ilişki kısmı ve en acıklı hikaye Pazar Arabası başlıklı hikaye..Hikayeyi anlatmayacağım burada ama son cümlesini buraya alıntılayacağım.

“Babam sonunda konuşmasını bitirdi.Elini kaldırıp omzuma koydu ama ben vuracak sanıp irkildim.
Birden o da ben de utandık.Çok utandık.Birbirimize bakamadan başlarımızı eğip öylece kaldık.” sayfa 55

Bu cümlelerin bana hissettirdiği şey gönlüm ağırlaşıyor çünkü her iki taraf da oldum bu hayatta hem yaşadım hem de yaşattım..Böyle anlar insanın gönlünü eziyor ve Barış Bıçakçı ânları anlatmadaki ustalığını bu cümlede çok başarılı gösterebilmiş.

Öykülerden bir tanesi var ki o da dikkate değer cinsten “Değersizlik” başlığı altında satırlar arasında şöyle bir cümle geçiyor.Kardeşi evden kaçıyor ve yıllar sonra arkadaşı Oktay ile bunun nedeni üzerine konuşuyor;

“ Kendisini değersiz hissetmiştir.”

“ Hangimiz hissetmeyiz ki bu duyguyu!” diyorum.

Bakkala gidip gelirken yakalanır insan belki de bu duyguya ; bir Çiftlik yoğurdu, iki ekmek, bir paket Maltepe alırken.

Dediğim gibi Barış Bıçakçı Hayat ve İnsan etkileşiminde muhakkak hepimizin hissedip düşündüğü ânları tüm sıradanlığından çıkartıp dingin anlatımıyla naif bir duyguyla bize kendimizi gösteriyor başarılı anlatımıyla...

Ve bu öykünün yazılma sebebi ,ya da bir zamanlar yaşanmış halini aslında tam bilemeyeceğimiz ama insan algısında nesnelerin,şeylerin nasıl değişikliğe uğradığını en güzel anlatan hikaye “Aramızdaki En Kısa Mesafe” başlığında olan..
Diyor ki; “ Hiçbir şey göründüğü , hatta yaşandığı gibi değil! Her şey hatırlandığı gibi.”

İnsanız çünkü yaşantılarımız duygular süzgecinden sonra bizim yorumumuzla anlamını buluyor..

Barış Bıçakçı okumak bana iyi geliyor,öykülerinin kahramanları hepimizden biri,duygular hepimizin duyguları..Dingin ve naif anlatımıyla beraber düzyazı okurken Cat Stevens gibi şarkıcıların sade gitar ve kendi sesleri eşliğinde şarkı söylemeleri gibi aynı zamanda kulağıma da hoş bir ritim geliyor..

Barış Bıçakçı’yı bu inceleme içinde daha fazla tanıtmak isterdim lakin herhangi bir röportajı ya da ona dair bir görsele rastlamadım.İnzivada bir yazar tercihi bu yönde sanırım.

1966 Adana doğumlu,Odtü Makina Mühendisliği mezunu ve bir süre Tübitak Bilim dergisinde editörlük yapmış öykü, roman yazarı bazı romanları filme çekilmiş..Başka bilgi yok:)

Keyifli okumalar diler bu güzel çocukluk öykülerinin anlatıldığı kitabı tüm okurlara tavsiye ederim.
99 syf.
Bir Akdeniz şehrinin sıcaklığından nasibini almış, ki şehirler ; insanların genetik haritasında etkilidir bence, nohutlu patlıcan dolmasından içli köfte kokusuna kadar, derimizi kavuran pişmanlık renginde bir güneşe direne direne, mahalleden geçen simitçinin o tanıdık sesiyle, bahçede hortumla yıkanmanın ferahlatan etkisi arasında, iç içe geçmiş, çocukluktan ihtiyarlığa, insana özgü pek çok evrenin bir çocuğun gözüne yansımış akisleri bunlar.

Abisini hayatında bambaşka bir yere koyan, anlamaya çalıştıkça içinde çoğalttığı yaşama dair ne varsa kısmen altında kalan, sıcak aile bağları içerisinde yoğun bir çaresizliğin işlendiği yürek burkan bir hikaye.

Böyle olmasında en büyük etken, bir çocuğun dilinden anlatılması. Saf, masum, çıkarsız, süslemeden, kısa cümlelerle ama oldukça etkili.

"Anneannem ve ben.. Biz.. Biz ölüme karşıyız.. "

Evet karşıyız. Bir babanın evinden apar topar götürülmesine, didik didik aranan kitapların odanın her yerine dağılmasına, babanın bıyıksız olarak dönmesine, döndüğünde bile çocuğun içindeki yaranın bir türlü iyileşmemesine karşıyız.

Direnip direnip bir anda yıkılmaya karşıyız.

Ait olduğumuz yerde yabancı sayılmaya karşıyız.

Bizim gözümüzde her zaman dağ gibi olan babamızın bazı zamanlarda küçüldükçe küçülmesine karşıyız.

Her şey hayata dair ve Barış Bıçakçı size en yakın mesafeden sesleniyor.
Yaşayarak zihnimize kazıdıklarımızın benzerlerini ustaca dile getirmiş.

Kendi deyimiyle aynı soyadının altında toplanan insanların, ortak acıları, sevinçleri, çaresizlikleri ve bir o kadar da birey olma çırpınışları duru bir anlatımla sizi bekliyor.


Keyifli okumalar.. :)
99 syf.
·1 günde·7/10
"Anneannem ve ben... Biz... Biz ölüme karşıyız..."

Aramızdaki En kısa mesafe, 24 bölümden oluşan kısa hikayelerden oluşuyor. Bu kitap, bir çocuğun gözünden aynı soyadının ardına takılmış beş kişinin hikâyesi. Üç kardeş, anne ve babadan oluşan Adana'da yaşayan bir ailenin hikâyesi. Bir çocuğun gözünden yazılmış 1980'lerde çocukluğun , 1990'larda ilk gençliğini geçirmiş olanların kendilerinden çok şey bulacakları hikâyelerden oluşuyor kitap. Okumanızı tavsiye ederim.
99 syf.
·1 günde
Kitabın özeti, tam olarak içindeki şu cümlede gizli:
'bir çocuğun gözünden aynı soyadının ardına takılmış beş kişinin kitabı.'
Barış Bıçakçı'nın dili gerçekten çok güzel, bir çırpıda okunacak yolculuk kitabı hissi verdi bana. Ben kitabı yolda mı okudum? Hayır. Hatta masa başında bitirdim çocukluğuna yaptığı yolculuk mu bu hissin oluşmasını sağladı bilemiyorum.
Emrah Serbes Erken Kaybedenler tadında.
Kitap kısa hikayelerden oluşuyor fakat birbirinin devamı durumundalar.Tabi kitaba sadece geçmişi anlatan,çocukluk zamanlarını hatırlatan bir kitap olarak bakmamak lazım.
99 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Sımsıcak samimi bir kitaptır. Hayatındaki olayları hikâyeler şeklinde yazmış yazar.

Kitapta en beğendiğim kısım yazarın müthiş edebi yeteneği. Çok güzel cümleler kurulmuş. Böyle her yere alıntı yapılası, boş gördüğün her deftere yazılası cümleler var...

Yanı kafanızı rahatlatacak bir kitap okumak istiyorsanız ideal bir kitap olur bu. Sakinleştirici, bir etkisi var.

Son olarak kitaptaki "kimya formülleri öğrenci olayları" bölümünde yazar öğrencilik yıllarını öyle güzel, öyle samimi, gerçek yazmış ki hatta okurken bu bölümü ben yazmış olabilirim dedirtiyor. O bölümde çok beğendiğim, hiç aşk ilişkilerine girmemiş, bulaşmamış olan beni bile derinden etkileyen, birisine aşık olma duygusu uyandıran bir cümle geçti: "seni yeniden bu kez ben doğurmak istiyorum" diye. Birisinin sevdiği kişiden bu şekilde bir cümle duyması... Tarifsiz olmalı?...

NOT: 15.04.2016 2. Defa okudum. Hala sıcacık. Sayfaların içindeki birkaç cümle için okuyorum bu kitabı tekrardan...
99 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10
Çok çok çok merak ettiğim yazarı böyle güzel tesadüf bir etkinlikle okuma fırsatım oldu sayende @patasana76 teşekkür ederim :)
Ayrıca senin sayenide unutmadım @tolgahankabatas
sana da ayrıca teşekkür ediyorum :)
Aslında "Bizim büyük çaresizliğimiz"diye belirlemiştim ama nasıl olduysa buna karar verdim.Huyum bu.Son dakikada değişir bende her şey.Hep.Yok böyle kararlılık.
Ama iyi ki...
Çünkü kısacık ama balyoz darbesiydi bana göre hikayeler.Uzatmadan,yaymadan,kısa,net,tek ve ufacık bir kelimeyle zamana yolculuk yaptırıyor,yaşadığı hissi okurken okuyucusuna hissettiriyor yazar.Yaşasın,en sevdiğim.

Ve bir güzel yanı daha,konusu çocukluk dönemini anlatması.Yani beynimizin içinde henüz yedi yüz elli milyon tane şey yokken,haliyle kalbimiz daha sakinken…Çocukken.
Sanki birinin günlüğünü okuyorsunuz ama gizliden.Çünkü bu ince hissiyatları alenen kimse kaleme almaz kolay kolay.Çünkü hepimizin asıl derdi çocukluktan yetişkinliğe geçtiğimiz o sancılı bir nevi aydınlanma (kararma) dönemi.Ki geçiyor muyuz o da bilinmez.Kocaman adam/kadın oldun hala..ları her yüz kişiden yüzbirimizin hemen her gün duyduğu konusunda ciddi iddialıyım ben.Ama çocukluk günlerimizi,neden "Ruhsar" izlediğimiz akşamları deli gibi özlüyoruz o konuda fikrim yok.Ruşen amcanın oğlu Sedat'tan şüpheleniyorum ama o kesin biliyordur.Herkesin çocukluk hikayesi,özlemi,küskünlüğü ayrı ama ben bu satırlarda şu an yaşamayan bir evin kokusunu duydum;

-O saat hep yataklarının
başucunda dururdu. Yuvarlaktı. Ortasında bir tavuk ve birkaç civciv resmi
vardı. Tavuk saniyede bir başını indirip küçük birer nokta olarak çizilmiş
yemleri yiyordu.-


Tik tak..
Tik tak..
99 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Aramızdaki En Kısa Mesafe, Barış Bıçakçı'dan okuduğum ilk kitap. Anlatıcının kardeşinin doğacağı günden başlıyoruz okumaya ve evin iki numaralı çocuğunun gözünden bir aile hikayesini okuyoruz. Bir çocuğun ağzından anlatılması sebebiyle hem hüzünlü, hem sıcacık, hem sevimli kısacası samimi bir hayat hikayesi bu. Babanın hayatta inandıkları doğrultusunda dimdik durmaya çalışırken yaşadığı zorluklar, ailenin hep beraber geçim derdine düşmesi, kardeşler arasındaki zamanla oluşan tüm uzaklığa rağmen en yakınında olma hissi gibi çok güzel, aile olmayı anlatan an ve olaylarla dolu etkileyici bir kitap. Her ne kadar bütün bir konusu olsa da bir öykü kitabı gibi her bölümünü birbirinden ayrı ayrı da okuyabilirsiniz. Tavsiyedir.
99 syf.
·23 günde·Puan vermedi
Çocukluğun en parlak ve en mat zamanlarının, ailenin ve aile kavramının hayli şeffaf bir şekilde anlatıldığı, çok hoş bir kitap, anlatılan ayrıntılar o kadar güzel seçilmiş(veya hatırlanmış) ki insan olur olmaz yerde gülümseyebiliyor, maalesef biraz kısa o yüzden sakin bir yolculukta tavsiye ederim..
117 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Akademisyen baba, çalışan anne ve üç erkek kardeşin oldugu 5 kisilik bir ailenin, ortanca çocuğunun gözünden, en kucuk kardeşin doğumu ile başlıyor öykülerimiz. Yazarın çocukluğunda derin izler bırakan olayları, cocuk hassasiyeti ile yazdigi carpici cumleleri okuyarak kendimden ve cocuklugumdan çok şey buldum. 80 leri 90 ları yaşadım kitapta. Elimden bırakmadan, bir solukta okudum.
99 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Bir şiir kitabı gibi yeniden yeniden okunabilir. Barış Bıçakçı güzelliği, bu kadar sade bir anlatımla bu kadar çarpıcı olmayı başarması. Çocukluk hâllerini o saflığı bozmadan anlatması. Öyle tanıdık geliyor ki anlattıkları bi şekilde öyle yaşamış, öyle hissetmişsinizdir.
99 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Barış Bıçakçı

Aramızdaki en kısa mesafe

Meraklı ve incelikler peşinden koşan bir çocuğun gözünden yazılmış; 80'lerde çocukluğunu, 90'larda ilk gençliğini geçirmiş olanların kendilerinden çok şey bulabilecekleri hikayeler bunlar. Bir okur olarak ve çocukluğumun 80'lerde,yetişkinliğimin 90'larda geçmesinden ötürü kendimden kent ve bir kaç şey hariç bulduğum incecik fakat hatırlamak,anı bırakmak üzerine yazılmış, insanın içini acıtabilme potansiyeli çok yüksek bir kitap.

“yıllar sonra çocukluk arkadaşım oktay, bana kardeşimin evden neden kaçmış olabileceğini söylüyor :
“kendisini değersiz hissetmiştir.”
“hangimiz hissetmeyiz ki bu duyguyu!” diyorum.

cadde iyice kalabalıklaşmış. bir pasajın girişinde beş on kişilik bir grup, tatilden yeni dönmüş okullular, birbirlerini kucaklayıp öpüyorlar. yanık tenlerinin parlaklaştırdığı gözleriyle, dişleriyle gülüşüp şakalaşıyorlar.

kim değersiz hissetmez ki kendisini!
bir soyadının önünde toplanmış duruyoruz: ailemiz. bir soyadının önünde tek tek isimler...
bir sabah kardeşim ürpererek arkasına bakıyor ve “anne ben ingiltere’ye gidiyorum!” diyor evden çıkarken. “iyi yavrum, güle güle git!” diye yanıtlıyor onu annem. arkasından ekliyor: “fazla gecikme!”
her şey bu kadar gülünç.
kardeşimin arkadaşı babasının dükkanından yüklüce bir para çalmış; bunu öğrenince iş ciddileşiyor. bir gün sonra istanbul’dan telefon ediyorlar. birtakım adamlarla konuşup anlaştıklarını, birkaç haftaya kadar gemiyle ingiltere’ye gideceklerini söylüyorlar. başlarının belaya girmesinden kaygılanıyoruz. babam istanbul’a gidip kardeşimi aramamın iyi olacağını söylüyor. “istiklal caddesi’nde oturup bekle,” diyor “mutlaka oralarda dolaşırlar.”

üç gündür, sabahtan son kadıköy vapurunun kalkış saatine kadar buralarda kardeşimi ve arkadaşını arıyoruz.
bu kalabalığın içinde değilseler neredeler, diye düşünüyorum. kardeşimin kendisini neden değersiz hissetmiş olabileceği üzerine kafa yoruyorum.

bakkala gidip gelirken yakalanır insan belki de bu duyguya; bir çiftlik yoğurdu, iki ekmek, bir paket maltepe alırken...”

Naif, çocuksu, duru okunası..
Aslında hakkında Çokca yazmak istemiyorum,kalbimi çok acıtan bu kitap anlatılmaz okunur.

Gürbüz Deniz
99 syf.
·2 günde·8/10
"Çünkü hiçbir şey göründüğü, hatta yaşandığı gibi değil!
Her şey hatırlandığı gibi."
.
Ne kadar derin, anlamlı ve gerçekçi bir cümle değil mi?
Kitabı okurken çocuğunlukla çocukluk anılarıma gittim. Zihnimin karanlık dehlizlerinde dolaşırken bunca kaydı neden tuttuğumuzu düşündüm. Ve bu kayıtları tutarken içine o anları yaşarken ki duygularımızı kattığımızı...
İçinden geçtiğimiz şu sıkıntılı günleri ilerde nasıl hatırlayacağımızı da düşündüm. Acaba bu yaşananları hangi duygularla, hangi yaşanmışlıklar la kaydediyoruz? İçimizdeki hangi duyguyu daha çok besliyoruz?

Kitaptaki bir alıntıdan zihnim yine nerelere götürdü beni? Biraz da siz kafa yorun bakalım bu konulara, ben kitabın yorumuna geçeyim.

Bir çocuğun gözünden beş kişilik ailelerinin öyküsü. Felsefe profesörü olan babanın askeri darbelerle işinden uzak kalması sonucu ailenin baş etmesi gereken geçim derdi öykülerin ortak noktasıydı.
Bununla birlikte babanın çocuklarıyla olan mesafeli ve şiddete dayanan bağı birçok öyküde kendini hissettiriyordu. "Elini kaldırıp omzuma koydu ama ben vuracak sanıp irkildim." Sanırım bu alıntı ne demek istediğimi açıklıyor.
.
Birbiriyle bağlantılı bu 24 kısa öykünün Barış Bıçakçı'nın kendi çocukluk anılarından oluştuğu dair güçlü sezgilerim var. Fakat bununla ilgili bir bilgi bulamadım. Hatta ilk kez bir kitabını okuduğum yazar hakkında dahi çok sınırlı bilgi edinebildim. Bilgisi olanlar paylaşırsa sevinirim.

Her biri ikişer üçer sayfadan oluşan bu öyküleri yalın bir dil ve duru bir anlatımla okudum. Şu günlerde bırakın okuduğum kitapların yorumunu yazmayı, kitap dahi okuyamıyorum. Fakat bu kitabı okurken içine girmekte pek zorlanmadım.
Öykü severlerin atmaması gereken bir kitap, yazar olduğunu düşünüyorum.
Sevgiler


Kim değersiz hissetmez ki kendisini! Bir soyadının önünde toplanmış duruyoruz : ailemiz. Bir soyadının önünde tek tek isimler..

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Aramızdaki En Kısa Mesafe
Baskı tarihi:
Temmuz 2020
Sayfa sayısı:
99
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750501487
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınevi
Onlara baktım, kardeşlerime. Ellerine, yüzlerine. Yoktan yere bir uzaklık, bir engel aramızda.

Birbirimize, birlikte yaşadığımız onca şeyi aşıp yaklaşamayacakmışız gibi; ama öyle de yakınız ki, kapı kapandığında üçümüzün birden eli sıkışıyor.

Bir çocuğun gözünden aile:
Aynı soyadının önünde toplanmış beş kişi.

Kitabı okuyanlar 1.354 okur

  • Zeliha KRAL
  • ayagmurk
  • Gazel kızılırmak
  • Nesibe
  • i.
  • YUSUF AKBAŞ
  • Süleyman Onur Avcı
  • Ceren Bart
  • Gamze Zengin
  • şüheda

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%2.7
13-17 Yaş
%0.7
18-24 Yaş
%27.3
25-34 Yaş
%44
35-44 Yaş
%18.7
45-54 Yaş
%4.7
55-64 Yaş
%1.3
65+ Yaş
%0.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%65.8
Erkek
%34.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%15.7 (57)
9
%12.9 (47)
8
%26.4 (96)
7
%25.6 (93)
6
%11.6 (42)
5
%3.3 (12)
4
%1.7 (6)
3
%0.6 (2)
2
%1.4 (5)
1
%0.8 (3)