#Gün 1 #290766851Papatya..
#Gün 2 #290852275Nergis..
#Gün 3 #290934299Gül..
#Gün 4 #291028575Nilüfer..
#Gün 5 #291137900Sakura..
İyi akşamlar ve keyifli okumalarr..
10 gün, 10 çiçek.. ౨ৎ
#Gün 6
Ayçiçeği 𓍯𓂃
𝐀𝐲 ç𝐢ç𝐞ğ𝐢'𝐧𝐢𝐧 𝐘𝐮𝐧𝐚𝐧 𝐌𝐢𝐭𝐨𝐥𝐨𝐣𝐢𝐬𝐢𝐧𝐝𝐞 𝐤𝐢 𝐘𝐞𝐫𝐢
Güneşin Peşindeki Peri: Clytie'nin Dönüşümü
Antik Yunan mitolojisinde, Ayçiçeği'nin kökeni, Güneş Tanrısı Apollon'a duyulan karşılıksız bir aşkın ve sonsuz bir sadakatin hüzünlü öyküsüne dayanır. Bu hikâyenin kahramanı, güzelliği dillere destan olan, bir nehir perisi ya da kral kızı olan Clytie'dir.
Clytie, göklerde altın arabasıyla her gün ihtişamla süzülen Güneş Tanrısı Apollon'a (veya bazı anlatılarda Helios'a) delicesine âşık olmuştu. Öyle derin bir tutkuyla bağlanmıştı ki, gözlerini ondan bir an olsun ayırmazdı. Şafak sökerken uyanır, güneşin gökyüzündeki yolculuğunu başından sonuna kadar izler, akşam çöktüğünde ise güneşin batışıyla derin bir kedere bürünürdü. Ancak ne yazık ki, tanrı Apollon bu tutkulu aşka karşılık vermiyordu.
Zamanla, Apollon ilgisini başka bir periye, Clytie'nin kız kardeşi olan Leucothoe'ye yöneltti. Reddedilmenin acısı ve kıskançlığın yakıcı ateşiyle yanıp tutuşan Clytie, bu ihaneti babasına bildirerek Leucothoe'nin cezalandırılıp diri diri toprağa gömülmesine neden oldu. Bu acımasız intikam bile onun kalbindeki boşluğu doldurmadı. Apollon, Clytie'nin bu hareketinden sonra ona tamamen sırt çevirdi.
Artık Clytie için hayatta ne yemek ne de içmek önemliydi. Sevdiği tarafından tamamen terk edilmişliğin ve yaptığı kötülüğün pişmanlığının ağırlığı altında, dokuz gün boyunca olduğu yerde hareketsiz oturdu. Gözleri sürekli
#Gün 1 Papatya..#290766851
#Gün 2 Nergis..#290852275
#Gün 4 #291028575Nilüfer..
Merhabalarrrrr. 3. Günümüzde Gül'ün Mitolojik hikayesine bakalım istedim. İstediğiniz bir çiçek olursa yine belirtebilirsiniz, keyifli okumalarrr..
10 gün, 10 çiçek.. ୨ৎ
#Gün 3
°Gül 𓍯𓂃
•𝐆ü𝐥'ü𝐧 𝐘𝐮𝐧𝐚𝐧 𝐌𝐢𝐭𝐨𝐥𝐨𝐣𝐢𝐬𝐢𝐧𝐝𝐞 𝐤𝐢 𝐘𝐞𝐫𝐢•
Aşkın Kanla Yazılmış Hikayesi
Antik çağlarda gül, yalnızca bir çiçek değil, doğrudan tanrıların eseri ve aşkın ta kendisiydi. Efsaneye göre, başlangıçta tüm güller saf beyazdı; masumiyeti ve tanrısal temizliği simgeliyorlardı.
Bu beyaz gülün yaratılışı, Çiçek Tanrıçası Chloris'e atfedilir. Ormanda ölü bulduğu bir su perisine acıyan Chloris, onu ölümsüzleştirmek için tanrıların yardımıyla bir çiçeğe dönüştürdü. Güzellik Tanrıçası Afrodit ona zarafetini bahşetti, Şarap Tanrısı Dionysos nektar ile onu tatlandırıp sarhoş edici bir koku verdi ve Güzellikler (Graces) neşe ve ışıltı kattı. Böylece, tanrıların ortak lütfuyla, gül "çiçeklerin kraliçesi" olarak taçlandırıldı.
Ancak bu saflık, Afrodit’in büyük ve trajik aşkıyla değişti. Afrodit, ölümlü sevgilisi Adonis'e duyduğu tutkulu aşkla yanıp tutuşuyordu. Bir gün, Adonis av sırasında vahşi bir yaban domuzu tarafından ölümcül bir şekilde yaralandı. Sevgilisinin acı dolu iniltilerini duyan Afrodit, ona ulaşmak için aceleyle koştu. Koşarken ayağı, masum beyaz güllerin dikenlerine takıldı. Tanrıçanın kutsal kanı, o anda saf yaprakların üzerine damladı. Afrodit'in kederi ve Adonis’in kanıyla sulanan o beyaz güller, sonsuza dek kırmızıya büründü. Afrodit, kanlar içinde yatan sevgili Adonis'e ulaştığında artık çok geçtir. Onun cansız bedenine sarılan tanrıça, derin bir kederle ağlar. Efsaneye göre, Afrodit'in döktüğü
#Gün 1 Papatya..#290766851
#Gün 2 Nergis..#290852275
#Gün 4 #291028575Nilüfer..
Merhabalarrrrr. 3. Günümüzde Gül'ün Mitolojik hikayesine bakalım istedim. İstediğiniz bir çiçek olursa yine belirtebilirsiniz, keyifli okumalarrr..
10 gün, 10 çiçek.. ୨ৎ
#Gün 3
°Gül 𓍯𓂃
•𝐆ü𝐥'ü𝐧 𝐘𝐮𝐧𝐚𝐧 𝐌𝐢𝐭𝐨𝐥𝐨𝐣𝐢𝐬𝐢𝐧𝐝𝐞 𝐤𝐢 𝐘𝐞𝐫𝐢•
Aşkın Kanla Yazılmış Hikayesi
Antik çağlarda gül, yalnızca bir çiçek değil, doğrudan tanrıların eseri ve aşkın ta kendisiydi. Efsaneye göre, başlangıçta tüm güller saf beyazdı; masumiyeti ve tanrısal temizliği simgeliyorlardı.
Bu beyaz gülün yaratılışı, Çiçek Tanrıçası Chloris'e atfedilir. Ormanda ölü bulduğu bir su perisine acıyan Chloris, onu ölümsüzleştirmek için tanrıların yardımıyla bir çiçeğe dönüştürdü. Güzellik Tanrıçası Afrodit ona zarafetini bahşetti, Şarap Tanrısı Dionysos nektar ile onu tatlandırıp sarhoş edici bir koku verdi ve Güzellikler (Graces) neşe ve ışıltı kattı. Böylece, tanrıların ortak lütfuyla, gül "çiçeklerin kraliçesi" olarak taçlandırıldı.
Ancak bu saflık, Afrodit’in büyük ve trajik aşkıyla değişti. Afrodit, ölümlü sevgilisi Adonis'e duyduğu tutkulu aşkla yanıp tutuşuyordu. Bir gün, Adonis av sırasında vahşi bir yaban domuzu tarafından ölümcül bir şekilde yaralandı. Sevgilisinin acı dolu iniltilerini duyan Afrodit, ona ulaşmak için aceleyle koştu. Koşarken ayağı, masum beyaz güllerin dikenlerine takıldı. Tanrıçanın kutsal kanı, o anda saf yaprakların üzerine damladı. Afrodit'in kederi ve Adonis’in kanıyla sulanan o beyaz güller, sonsuza dek kırmızıya büründü. Afrodit, kanlar içinde yatan sevgili Adonis'e ulaştığında artık çok geçtir. Onun cansız bedenine sarılan tanrıça, derin bir kederle ağlar. Efsaneye göre, Afrodit'in döktüğü