insan tarzlarını iki temel bölüme ayırdığımı belirtmiştim. Ruhsal sükûnete kavuşmak ve mutlu olmak isteyen insanlar inanmalı ve iman etmelidir, ama hakikatin peşindeki insanlar iç huzurundan vazgeçip yaşamlarını bu sorgulamaya adamak zorundadırlar.
Seni bekleyen o aydınlık sabahı düşün. Sanma ki hep gece olacak. Sanma ki hep karanlıkta kalacaksın. Akşamı olmayan o sonsuz sabaha doğru yolculuğunun ilk eşiğini geçmek üzeresin. İçindeki buzlar eriyor. Tedirginliğin az da olsa dağılıyor. Gözünü kapadığın alem, gözlerinin açılacağı alemi arkada bırakmaya değiyor mu ki?