" Bağımlılığın hiç yabancısı olmadığım için o an ne hissettiğimin farkındaydım - bağımlı kişinin içindeki rahatsız edici boşluk duygusunu uyuşturan şeye duyduğu açlıktı bu. "
" Dört bir yanımda telefonumdan en başta neden uzaklaştığımı hatırlatan sahneler görüyordum. Bir gün, Provincetown'ın batı yakasındaki şirin bir mekân olan Heaven Kafe'de oturup Benedict usulü yumurta yedim. Yan masada tahminen yirmili yaşlarının ortasında olan iki adam oturuyordu. David Copperfield okuyormuş gibi yaparken aralarındaki konuşmaya kulak kabarttım. Bir uygulama üstünden tanışmışlardı belli ki, ilk defa yüz yüze görüşüyorlardı. Başta adını koyamadığım bir tuhaflık hissettim dinlediğim sohbette. Sonra aslında sohbet filan etmediklerini fark ettim. Sarışın olan on dakika kadar kendinden bahsediyor, sonra da koyu saçlı olan on dakika kendinden bahsediyordu. Böyle nöbetleşe konuşuyor, birbirlerinin sözünü kesiyorlardı. Yanlarındaki masada iki saat oturdum; birbirlerine tek bir soru bile sorduklarını duymadım. Bir noktada koyu saçlı adam bir ay önce erkek kardeşinin öldüğünü söyledi. Sarışın olan üstünkörü bir başsağlığı bile dilemedi: Yine kendinden bahsetmeye koyuldu. Sırf Facebook sayfalarındaki durum güncellemelerini sırayla birbirlerine okumak için buluşmuş olsalardı bundan hiç farklı olmazdı, diye düşündüm. "
" Fransız felsefeci Simone de Beauvoir ateist olunca dünyanın sessizliğe büründüğünü söylemiş. Ben de telefonumdan uzak kalınca dünyamın büyük kısmı ortadan kaybolmuş gibi hissettim. "