“Sevdiklerimizi asla, asla kaybetmeyiz,” dedim ısrarla. “Onlar bizimledir, hep hayatımızdadırlar, sadece başka odalardayız. Öndeki vagonda kimler var göremiyorum, ama bizimle, sizinle, herkesle aynı anda seyahat eden insanlar var…”
Evet. Ebediyen aynı trendeyiz, ta ki Tanrı sırf kendi bildiği bir sebepten treni durduruncaya kadar. Ne var ki mütemadiyen kendi kompartımanımızda kalamayacağımız için bir o tarafa bir bu tarafa, bir hayattan başka bir hayata geçer, hayatları sanki arka arkaya yaşamış gibi oluruz. Aslında durum öyle değil, ben vaktiyle ‘olduğum’, ileride ‘olacağım’ kişiyim.