Kitabin ilk bölümleri oldukça sıcak ve içtendi. Nerdeyse 100. sayfaya kadar, sakin atmosferi ve kitapçının etrafında şekillenen hayatlar bana iyi hissettirdi. İlerleyen sayfalarda hikâyenin temposu yavaşladı ve karakterlerle kurduğum bağ giderek zayıfladı.
Romanın yavaşlığı bazı okurlar için huzurlu bir deneyim olabilir; fakat benim için bu sakinlik bir noktadan sonra tekrar hissine dönüştü. Olay örgüsü derinleşmek yerine aynı duygusal tonda kalınca, anlatı 0.75 hızda ilerleyen bir film gibi hissettirdi. Karakterlerin iç dünyaları üzerine daha güçlü çatışmalar ya da belirgin dönüşümler görmeyi beklerken, metin daha çok atmosferin içinde kalmayı tercih ediyor.
Bu kitabı, hızlı tempo ya da dramatik kırılmalar arayanlar yerine; sakin, içe dönük ve günlük hayatın küçük ayrıntılarını seven okurlar daha cok sevecektir. Maalesef ben kitabı yarıda bırakmak zorunda kaldım.