Pişmanlık duymak ve sonsuza zamanımız doluncaya kadar duymaya devam etmek çok kolay ama esas sorun yaşamadığımız için pişmanlık duyduğumuz hayatlar değil. Sorun pişmanlığın kendisi. Olası hayatlarımızdan herhangi birinin bundan daha mı iyi yoksa daha mı kötü olacağını bilemeyiz. O hayatlar yaşanıyor evet ama biz de yaşıyoruz ve asıl bu yaşantıya odaklanmalıyız.
Satrançta kazanmak istiyorsan, bir şeyi anlaman lazım. Elinde tek bir piyon kalmış olsa da oyun bitmez. Sen bir piyon olsan da -ki hepimiz öyleyiz- piyonun en sihirli taş olduğunu unutmamalısın. Çünkü hiçbir piyon, piyondan ibaret değildir. Bütün piyonlar kozadan çıkmayı bekleyen birer vezirdir. Senin tek yapman gereken ilerlemeye devam etmenin bir yolunu bulmaktır. Her seferinde tek bir kare. Bu şekilde karşıya geçip bütün güçlere sahip olabilirsin.
İnsanın gördüğü her şeyin birer indirgeme olduğunu biliyordu. İnsanlar dünyayı üç boyutlu görüyordu. Bu da bir indirgemeydi. İnsan en nihayetinde sınırları olan, her şeyi genelleyen, otomatik pilotta yaşayan, zihnindeki dolambaçlı yolları düzleştiren bir yaratıktı ve tabii ki bu yüzden sürekli kaybolup duruyordu.