ecem.

ecem.
@eccemben
bensel şeyler kitap yorumları, alıntıları ve biraz da her şeyden
3/10
·224 syf.··
2026 8. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2026 23:01
Nakano Eskici Dükkanı’nda olay yok denecek kadar az. Konular ana karakterimiz Hitomi’nin gözünden anlatılıyor. Dükkanın sahibi Bay Nakano, onun ressam kardeşi Masayo ve Hiromi’nin içine kapanık aşkı Takeo üzerinden dükkana gelen müşterilerin hayatlarına dokunan bir kitap. Dramatik patlamalar hiç yok. Kimse dramatik konuşmalar yapmıyor, kimse hayat dersleri vermiyor, her şey küçük anlar, yarım cümleler ve suskunluklar üzerinden ilerliyor. Dükkana girip çıkan karakterler, aslında hayatın bir yerinde takılı kalmış herkes gibi, biraz yalnız, biraz eksik, biraz da neye ihtiyacı olduğunu tam bilmez halde. Eski eşyalar vesilesiyle kurulan bu küçük temaslar, kimsenin kimseyi zorlamadığı, her şeyin yavaş ve nazik aktığı bir iyileşme alanına dönüşüyor. Cinsellik yoğun işlenmiş geldi bana. Ben cinselliği klasik eserlerde daha çok sevdiğim için sanırım rahatsız etti beni bilemiyorum. Hızlı aksiyon arayanlara göre değil o yüzden bana şuan pek etkisi olmadı maalesef ama yavaşlamaya ihtiyacı olanlar için okunabilecek bir kitap.
Edebiyat
Nakano Eskici DükkanıHiromi Kawakami · Domingo Yayınevi · 20242,286 okunma
Reklam
4/10
·192 syf.··
2026 7. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2026 14:03
Bazı insanlar kaybolmaz, sessizce silinir. Esme Lennox, delilikle damgalanan, “ayıp” ve “uygunsuz” ilan edilerek hayatı elinden alınan bir kadın. Fakat okur olarak bu trajedinin içine yeterince çekilemiyorsun. Çünkü kitap çok güçlü bir fikre sahip ama bu gücü taşıyacak anlatımı ne yazık ki kuramıyor. Esme’nin yaşadıkları sarsıcı olmalıydı, ama olmadı. Metinle aramda sürekli bir mesafe vardı. Duygulanmam gereken yerlerde sadece okudum, hissetmedim. Iris ve Alex’in ilişkisi ise tamamen havada kaldı; ne bir bağ kurabildim ne de anlamlandırabildim. Hikâyeye bir ağırlık katmak yerine yük gibi durdu. Finale geldiğimde yaşadığım duygu netti; tatminsizlik. Büyük bir yüzleşme beklerken, etkisi düşük ve aceleye gelmiş bir kapanışla karşılaştım. Kitabın derdi önemli, mesajı kıymetli ama anlatımı zayıf. Uzun süre etkide kalacak, insanın içini kemirecek bir iz bırakmıyor. Yine de akılda kalan tek gerçek şu: Gerçekler ortaya çıktığında bile, geçen yılların hesabı çoğu zaman kimseden sorulamıyor.
Edebiyat
Esme Lennox Nasıl Yok OlduMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20242,971 okunma
9/10
·456 syf.··
2025 15. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 29 Aralık 2025 11:19
Yine bir Jojo Moyes klasiği… Lila, kırklarında — artık — bekar bir anne. Üstelik yazar. Eşinin komşusuyla kaçmasıyla ciddi bir bunalıma giriyor ve kendini tam anlamıyla bir çıkmazda buluyor. İki zorlayıcı kızı ve üvey babasıyla da baş etmek zorunda. Hayat zaten yeterince zorken, otuz beş yıl sonra biyolojik babasının ortaya çıkmasıyla işler iyice sarpa sarıyor. (Ben Gene'i sevdim ya çılgınlıkları hoşuma gitti.) Derken hayatına bahçıvan Jensen ve daha ilk sayfalardan "iğrenç bir pislik olduğunu" hissettiren Gabriel giriyor. Neyse ki seçim zor olsa da asıl erkeğimiz Jensen oluyor ve hepimiz derin bir nefes alıyoruz. Tüm bunlar yaşanırken Lila'nın yetiştirmesi gereken bir kitapta var üstelik! Kitap bize aslında hayatın ne kadar kısa olduğunu ve affetmenin insan üzerindeki rahatlatıcı etkisini anlatıyor. Ben kitabı, yaşananları ve karakterleri çok sevdim. Lila'nın — zor da olsa — affedebilmesini anlayabiliyorum; çünkü bence insan zor affeden ama kolay hata yapan bir varlık. Kitabı okuduğunuzda şunu net hissediyorsunuz: "Her insan hata yapabilir.. peki affedebilir mi?" Kitaptaki herkesi affettim ama Dan'i affedemedim. Belki zamanla onu da başarabilirim. Jojo Moyes'in kalemi diyorum ve sıradaki kitabıma geçiyorum!
Edebiyat
Hepimiz Burada YaşıyoruzJojo Moyes · Dex Kitap · 202538 okunma
10/10
·212 syf.··
2025 13. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 16 Aralık 2025 07:57
Keşfedilmeyi bekleyen bir kalemden, çarpıcı bir anlatı… Katil 2419! Bu kitapta psikoloji, korku, gerilim ve yer yer bilgi patlaması yaşatan güçlü bir distopya buluyorsunuz. Hikâye iki arkadaşın sıradan hayatıyla başlıyor; tempo yükseldikçe kendinizi hiç beklemediğiniz bir dünyanın içinde buluyorsunuz. İki zaman çizgisi iç içe ilerliyor: 2019’un tanıdık gerçekliği ile 2419’un kusursuzluk maskesi takmış, kontrolcü düzeni. Bu iki katman birleştiğinde ortaya hem psikolojik hem toplumsal bir gerilim çıkıyor. Sistem adı verilen bölgede insanların hayatları neredeyse tamamen kontrol altında. Eşinizi, anne–baba–çocuğunuzu, inandığınız dini, içtiğiniz suyu… hatta tuttuğunuz takımı bile kendiniz seçemiyorsunuz. (Gerçi takım yok, çünkü fanatiklik bu dünyada yasak!) Kısacası her şey kural, her şey sınır. Jen ve arkadaşları ise Sistemin bu baskıcı yapısına karşı bir açık bularak bir romanı simülasyon olarak yaşamak istiyorlar. Böylece kitabın başındaki hikâyeye yeniden, bambaşka bir açıdan giriyoruz. Okurken defalarca “Bu nasıl bir dünya? İleride gerçekten böyle mi yaşarız?” diye düşündüm. Yazarın hayal gücü gerçekten nefes kesici. Benim için Katil 2419, okuru çözüme değil; düşünmeye sürükleyen bir deneyim oldu. Her sayfasında hafıza, kimlik, suç, masumiyet ve sistem kavramlarını yeniden sorgulatıyor. “Gerçek” diye bildiğimiz şeyin ne kadar kolay şekillendirilebildiğini görmek ise kitabın en ürpertici yanıydı. Ve belki de romanı özetleyen his şu: Karanlık bazen dışarıda değil; hatırlamadıklarımızdadır.
Edebiyat
Katil 2419Abdurrahman Yücesoy · S.S. International Publishing · 080 okunma
10/10
·224 syf.··
2025 11. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 06 Aralık 2025 23:40
Tam bir sakinlik kitabı… Komaçi Hanım’la tanışmam gereken tam da bu süreçte, kitabın beni onunla — hatta onlarla — tanıştırması tesadüf değil gibi Okuyan herkesin kendinden küçük de olsa bir parça bulacağı, sıcacık bir hikâye bütünü. 5 farklı hayat, 5 farklı hikaye, 5 farklı bakış açısı… Her bölümde bir şey öğreniyor, her öğrendiğinizde de şaşırıyorsunuz. Bu şaşkınlık olaylara değil; kendi hayatınızda da benzer duyguların çoktan yaşanmış ya da yaşanacak olma ihtimalinden kaynaklanıyor. Her karakter için önerilen kitaplar, küçük kitap ekleri (keçeler) ve hepsinin nokta atışı oluşu… Tabii kütüphanecimiz Sayuri Hanım buna “eklerin anlamını siz keşfediyorsunuz” diye karşı çıkıyor ve kesinlikle haklı. Beni en çok etkileyen hikaye ise 3. bölüm, Natsumi’nin hikâyesi oldu. Okurken kendi hayatımı okuyormuşum, şu anki duygularımı bir günlüğe yazmışım da yıllar sonra bulunup önüme konmuş gibi hissettim. Elimde olsa her cümlenin altını çizerek okurdum herhalde. Çabasız, yormayan, sakin sakin okunacak bir kitap arıyorsanız… Biraz yolunuzu kaybettiyseniz… Kesinlikle öneririm. Okuyun, okutturun.
Edebiyat
Aradığın Şey Kütüphanede SaklıMichiko Aoyama · Domingo Yayınevi · 20244,684 okunma
Reklam