“Nefret bazen işe yarar. İnsanı zinde tutar, ayaklarının üzerinde durmasını sağlar, hayata karşı dayanıklı hale getirir.” İyi de sadece nefretle yaşanır mı? Sevgi olmadan nefretin ne anlamı var? Yine aynı döngü, yine aynı açmaz, yine aynı çaresizlik...”
“Hayata bir anlam gerek değil mi? Hayal kırıklığıyla umut, nefretle sevgi, kıskançlıkla hayranlık arasındaki o acımasız çatışmada bir o yana, bir bu yana savrulmanın verdiği eziyetten daha büyük bir anlam olabilir mi? Kişi ancak o zaman fark edebiliyor bir ruhu olduğunu. Başka türlüsü... Başka türlüsü kocaman bir hiçlik... Derin bir boşluk..”
“Ne kadar güçlü olursa olsun bütün duygular hafifliyor. Hani unutulmaz diyorlar ya, yalan! Hepsi, her şey, herkes unutuluyor. Bu işlerin tek ilacı var, o da zaman...”
“İnsan bir yerde yoruluyor. Umudunuz kırılıyor Zeynep Hanım. Gerçekleşmeyen hayallerin verdiği ızdırap korkunç... Ne bileyim, tükeniyorsunuz işte... Sonra bir de bakıyorsunuz, aşk bitmiş.”
“Artık bıktım kibar biri olmaktan. Bugüne kadar duyarlı davrandım da ne oldu? Önemsiz sayıldım, küçümsendim, kaldırılıp bir köşeye atıldım. Evet, başıma ne geldiyse, şairin dediği gibi incelikler yüzünden...”