Ece Bulut

İnsan faciaları sadece izleyebilir ama anlayamaz.
Reklam
"Geçmiş kurtulmamız gereken bir pranga. İnsanı ezen bir külfet. Geçmişim olmasaydı, Hiçkimse olabilseydim, sıfır noktasından başlayıp orada ebediyen kalabilseydim. Tüy gibi hafif. Aile yok, anı yok, hiçbir bokpüsür yok."
"Dokuzuncu Madde: İçerideki uçurum seni dışarıdaki dünyadan daha çok heyecanlandırıyorsa pekâlâ içine, yani kendi zihnine düşebilirsin."
Sana şiirler okuyacağım, gitme Güneşler doğacak yalnızlığımdan Sana bir ışık getireceğim Büyük aydınlığımdan Sana bir dolu umut getireceğim Küçük ellerine sığmayacak Sana Afrika gecelerini getireceğim Sımsıcak... Sana çiçekler getireceğim Bozulmuş güz bahçelerinden Sana bir serinlik getireceğim Yağmur tanelerinden Sana avuç avuç yıldız getireceğim Güneşten başka Sana engin denizlerin maviliğini getireceğim Köpük köpük, dalga dalga Sana bir rüzgar getireceğim Dağlardan, tepelerden Gitme, sana zamanı getireceğim Zamanın bittiği yerden...
Ben ağlayan şairim Bana gülmesini öğretmediler Eğil de bir bak mahzun yüzüme Anlatır sana çektiklerimi Birer bıçak yarası gibi Alnımdaki çizgiler Ben mutluluk nedir bilemedim Saçlarım okşanmaya alışık değil Hep böyle dalıp gider gözlerim Ve ne zaman düşünsem geçen günleri Bir karanlık basar içimi Aydınlık değil Seni nasıl severim bilirsin Nasıl yanarım özlemler içinde Bastığın yerler cennet olur Bilirim en serin rüzgarla gelirsin Yine de yanar tutuşurum ben Cehennemler içinde. En mutlu sandığın yerde kederliyim Ben seninle sensizliği düşünürüm Bir korku düşer içime apansız Burkulur yüreğim Seni şiirlerimde bin yıl yaşatır da Ben bin defa ölürüm Bir gün yokluğum bir gölge gibi Düşüverirse gözlerine Unutma ağlayan şairini Unutma o günde kapanıp dizlerine Kendi yokluğuma kendim ağlarım Sen ağlama e mi Sen ağlama e mi?
Reklam