Aşkın aşktan başka kanıtı da yoktur. Aşkın bir tek kanıtı vardır; o da âşığın yüreğinde yanan ateştir. O ateş yandığı sürece zihin ve beden aşkı nesiri haline gelir. O ateşin kavurduğu benlik, sevgiliye kavuşmak için ölüm dahil her türlü fedakârlığı göze alır, aşk da böylece hakikat olur. Aksi takdirde, yaşanan aşk değil şu denizden esen yel gibi hoş bir andır, gökyüzünü kaplayan şu ışıklı karanlık gibi geçici bir hevestir, içtiğimiz kırmızı şarabın zihnimize yarattığı şu tatlı duygu gibi bir hoşluktur. Ama hakiki aşkın bunlarla hiçbir alakası yoktur. Hakiki aşk kalıcıdır, bunu sağlayan da kalbimizdeki o inançtır.
Siz de bilirsiniz ki rüyalar olacakları birebir anlatmaz. Rüyalarımız hayatı yansıtan bir aynadır ama hiçbir zaman doğrudan hakikati göstermez; yorumlanmak için aklımıza, sezgimize, ferasetimize ihtiyaç duyarlar.
"Lütfen, gitmeyin, günlerdir sizi arıyorum. Sizi gördüğüm andan beri hayatımın anlamı oldunuz. Siz olmadan yaşamam imkânsız. Lütfen sizi nerede bulacağımı söyleyin."