Bediüzzaman Said Nursi milletimizin yetiştirdiği büyük bir âlimdir. Bediüzzaman'ın en büyük arzusu ve hayali yüzyılın başında 60-70 cilt olarak tasarladığı büyük bir Kur'an tefsiri kaleme almaktır. Ancak Rusya'da esir kaldığı zaman diliminde pozitivizm ve materyalizmin Müslümanlar ile Hristiyanların inanç dünyaları üzerinde meydana getirdiği etkileri bizzat müşahede ettiğinden bu fikrinden vazgeçmiştir. Bunun yerine özellikle bugünün inanç problemlerini kaleme almayı tercih etmiştir.
Yüzlerce kere eserleri sebebiyle yargılanmış ancak bu yargılamaların tamamından beraat etmiştir.
Yorumum :
Eserin neredeyse tamamı Osmanlıca. Keşke kitabın her cümlesinden istifade edebilseydim. Ancak bu benim acizliğim ve cehaletimdir. Bu sebeple esef duyuyorum. Aslında bu da bizim köklerimizden ve özümüzden ne kadar uzaklaştığımızın göstergesidir. Kendi dilimizin yabancısı olduk. Bizi böyle böyle bu hale getirdiler. Vesselam...
Eseri puanlandırmak istemiyorum..
Hastalar risalesi, külliyatın içerisinde yer alan ve hastalara geçmiş olsun makamında yazılıp, aynı zamanda onlara, bir merhem, bir teselli, bir Ma’nevi reçete, bir huzur ve bir kalp ferahlığıdır. Bazen olur ki insanın hastalığına ne doktorların ne de ilaçların bir faydası olmaz. Ve insan hastalığının arkasında gizli olan faydaları, hikmetleri, güzellikleri görmez, düşünmez, ve anlamaz. Bu durumda kalbi ve ruhu öylesine derin hüzünlerle hem hal olur ki artık sağlığına kavuşma ümidi günden güne kaybolur ve hayatla bağlarını keser. Bir an evvel ölümle buluşmayı ve dünyadaki cefasından kurtulmayı arzular. Ancak bilmez ki bu hastalığının ömür dakikalarına birer saat ibadet hükmüne geçtiğini, ve bilmez ki hastalığın aslında menfi bir ibadet olduğunu, musibetler vasıtasıyla aczini ve zaafını hissettiğini. Şayet hastalık ve musibetler