Ölmüş sinekleri ve pervaneleri ufacık bijuteri veya film kutularında saklayan çocuk... Oysa şimdi çocukluğumuzdan ne kadar da uzaktayız. Bir zamanlar ikimizin de çocuk olmuş olması ne kadar da imkânsız bir şey gibi hissediliyor bu gece.
Kimsenin kimseyi ya da hiçbir şeyi beklemediği bir bekleme salonu kadar metruk bir başka yer daha var mıdır? Salonun ortasında gri boyalı oturma yerleri... Şurada önce paranın, sonra da karton biletin camın altından sürülerek yolcuya verildiği bilet gişesi... Kapanmış. Tuvalet kapısının hemen yanında vesikalık fotoğraf çeken otomatik makine... Bozuk.
Düşünüyorum da ben yıllarca yalnızlığı beklemiş olan böyle cici bir küçük çocuktum. Nihayet yalnızlık geldi, tam da beklediğim gibiydi, büyük ve kıymetliydi, bunu kimselere söylemedim.