ecem

Odaya girdiğinde şaşkın, Türkmen gözleriyle bana baktı. "Şahcun diyor ki, hekimbaşı demiş, sen ölecekmişsin; şerrinden kurtulacakmışız. İnsan nasıl ölüyor acaba?" dedi. "Ona de ki, ben çoktan ölmüşüm!" dedim.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Herkes içinde birkaç kişi taşır ve çoğumuz gerçekten kim olduğumuzu bilemeden bir benlikten ötekine sıçrar dururuz.
Acılar içindeyim, bağışlayın beni, acı çekiyorum.
"Ne soylu, ne büyük sözleriniz var!" diye bağırdı. İnsanın içine işliyor. Oysa nerede o sözünü ettiğiniz mutluluk? Kim kendisinin mutlu olduğunu söyleyebilir?
"Toplu olarak insanları sevdikçe kişilere karşı sevgim o oranda azalıyor. Hayalimde, olanca tutkumla insanlığa hizmet etmeyi kurduğum çok olmuştur, gerekirse bu uğurda kendimi feda edebilirim. Gelgelelim, kimseyle aynı odada iki gün bile geçiremem; bunu deneyimlerimden biliyorum. Bana yaklaşan kimse kişiliğimi eziyor, özgürlüğümü sınırlıyormuş gibi geliyor bana. Yirmi dört saat içinde en iyi insandan nefret edebilirim. Birinden, sofrada yemeği ağır yediği için; öbüründen, nezlesi var, durmadan burnunu temizliyor diye... İnsanlarla ilişkiye girer girmez onlara düşman kesiliyorum. Ama kişilere nefretim arttıkça genel olarak insanlığa sevgim o oranda artıyordu."