İstanbul boğulmuş vaziyette. Öyle boğulmuş ki; güzel yapıları, sevdiğimiz binaları saymanın bir anlamı kalmıyor. Böyle listeler, İstanbul’u gelecekye bütün saçma yapılardan temizleyebilirsen bir işe yarar. Çünkü şehir, artık havası ve suyu itibariyle yaşanmaz hâle geldi. Mimarinin ve ters yerleşimin iklimi, çevreyi de tahrip ettiği açık…
İyi şehir; iyi bir kütüphanede çalıştıktan sonra, iyi bir salonda, iyi bir tiyaro oyunu seyredebildiğin ve temsilin ardından güzel bir kafeye gidip sohbet edebildiğin şehirdir.
1940’ların modernleri, 1960’ların yazar ve şairleri kuşkusuz ki ayrı bir dünyaya mensuptur. Ama hepsinin müşterek bir tarafı vardı: bu arkadaşlar Türkçe biliyorlardı.
Bugünün Türk yazarlarının en büyük sorunu, kendi lisanını bilmemektir. Bu, sadece eski ve yeni lügatleri kapsayan bir sorun değil; lügatle çözülmeyecek bir sorundur.