“İnsanlar hayatları boyunca para biriktiriyorlar ama bunu yaparken en önemli şeyi ıskalıyorlar: Hayatın kendisini,” diye düşüncelere daldı Sebastiano Del Piombo’nun bir tablosuna bakarken.
Tesla, “üniversiteler bilim pazarlamıyor,” dedi. “Bilim adı altında statü pazarlıyorlar. Bu kurumlar, vasat zihinlere zırvalama hakkı tanıyor. Etrafım asık suratlı, boş kafalılarla sarılıyken nefes alamıyorum. İstemiyorum bunu! …
“Geride bırakamayacağımız ne bir insan var aslında ne de bir mekan,” diye tekrarladı vivekananda. “Bir gün, Bay Tesla, kendinizi dahi geride bırakacaksınız.”
Simalar, dağlar, granit evler anbean değişiyordu, tıpkı bulutlar gibi. Ama daha yavaşça.
Sonu gelmez bir dalgalanma ve çözülme içinde olan dünyada her şey buharlaşıyordu; nesneler, bedenler, varlığını sinemizde hissettiğimiz ufacık yıldız bile.
Ruh bile.
… Erkekler bazen ne kadar basit oluyorlar… Zannediyorlar ki bir erkeğe karşı hiddet, hatta nefret duymaya başlayan bir kadın, hemen başka erkekler bulup boyunlarına sarılmak ister… Bu herif herhalde bu usülün para edeceğini sanıyor. Kendisiyle beş cümle bile konuşmadığı bir insana musallat olup, onunla alakadar olduğunu gösterecek lakırdılar söylüyor… Acaba bütün erkekler bizi bu kadar aptal mı zannederler?…