Kendilerini daima bir avcı, bizi zavallı bir av olarak düşünmekten asla vazgeçmiyorlar. Bizim vazifemiz sadece tabi olmak, itaat etmek, istenilen şeyleri vermek. Biz isteyemeyiz, kendiliğimizden bir şey vermeyiz. Ben bu ahmakça ve küstahça erkek gururundan tiksiniyorum.
Beraber çıkar, herkes gibi biz de sarhoş oluruz. Ara sıra kendimizden kurtulup cereyana kapılmak hoş bir şey. Ne dersin? Hem biz seninle hiç dans etmedik değil mi?
Nedense, hayatta bir müddet beraber yürüdüğümüz insanların başına bir felaket geldiğini, herhangi bir sıkıntıya düştüklerini görünce bu belaları kendi başımızdan savmış gibi ferahlık duyar ve o zavallılara, sanki bize de gelebilecek o belaları kendi üstlerine çektikleri için, alaka ve merhamet göstermek isteriz.