Sanki kemiklerinde, kanında, etinde bir şey saklıydı, zamanın ya da hayatın sırrı; bu sır hiç kimseye söylenemez, hiçbir dile çevrilemezdi, çünkü böyle bir sır kelimelere sığmazdı.
…düşünceler her ne kadar bir özden yoksunmuş gibi görünseler de bir destek noktasına ihtiyaç duyarlar, yoksa dönmeye ve anlamsız bir şekilde kendi etraflarında çember çizmeye başlarlar; onlar da hiçliğe katlanamazlar.