Bayıldım, bayıldım, bayıldım! Okurken defalarca hem yazara hem kitaba hem de karakterlere hayran kaldım. Uzun zamandır okunacaklar listemdeydi, daha önce neden okumadığımı sorguladım defalarca. Yazım dili, kurgusu, konusu, karakterleri ile gerçekten okuduğum en iyi kitaplar listesine adını kazıdı.
Truva Savaşının ardından sağ kalanlar kendilerine bir şehir ararlarken onlara Apollon yön gösterir. Şehir kurulduktan sonra ise halk her 17 yıl 17 ay ve 17 günde bir doğan kızları Apollon'a gelin olarak sunarlar. Bu kızlardan sadece biri gelin olacaktır ve gelini Apollon seçecektir. Mara da gelin olma amacıyla yetiştirilen kızlardan biri. Mara, Naia ve Helene.
! Spoiler içerebilir !
Gelin olmak için yetiştirilen bu 3 kızdan en yetenekli ve gelin olmaya hazır olan Helene iken seçilen Mara olur. 17 yıl boyunca öğrendiği şekilde kendisini Apollon'a gelin olarak sunması gerekirken kendisini Kehanet Tanrısına gelin olarak sunar. Bir yandan Kehanet Tanrısı Rae, bir yanda Apollon ve diğer yanda ölümlü sevgilisi Meadros dururken Mara kendisini tanrıların yaşadığı evrende bulur. Hem de düştüğünü bildikleri Troya'da. Bir süre kendi şehrine dönmek ve Rae ile Troya'da kalmak arasında kararsızlık yaşasa da Troya'da kalmaya karar verir. Bu süreçte ise kendisiyle ilgili gerçekleri öğrenmeye başlar.
! Spoiler sonu !
Kitapta bolca Yunan Mitolojisinde yer alan terimler, tanrılar ve şehirler yer alıyor. Truva, Bozcaada, Efes gibi bilindik yerleri tanrılarla bir bütün olarak okumak çok hoşuma gitti. Mara'nın özgürlük arayışı, Rae'nin her koşulda Mara'ya karşı gösterdiği saygı ve tabiki diğer tanrıların kitaba kattığı renk... Aşk, karakter gelişimleri, Mara'nın ne olduğunu bulma arayışı, savaş, tanrıların kardeşlik ve düşmanlık ilişkilerini bolca okuduğumuz bir kitap. Yoğun olduğum bir