“Evet” dedi Carol, “bir şey düşünmemeye çalışarak onu düşünmekten kurtulmanın imkansız olduğunu keşfediyorsun. Aslında, bedenimi düşünmemeye ne kadar çok uğraşırsan onu o kadar çok düşünürsün.”
Yemekten sonra odasına çıkıp ışığı yaktı. Masanın çekmecesinden bir defter çıkardı. Buna günlük de denmez; içine her gün yazmıyor. Ara sıra, yaşanmış günün üzgünlüğünü, sevincini -ama bilinmeyen bir süzgeçle eski keskinliklerinden, tortularından süzülüp arınmış olarak- bir daha yaşamak için bu defteri açardı.