Samsun'da, yaşayan Kasımoğulları ve Tahiroğulları, yüz on yıl önce düşman ailelerdir. İktidar uğruna hamile kadınlar ve çocuklar katledilmiş, nice masum mezara girmiştir. Yıllar içinde hiç beklenmeyen bir şey olur ve Kasımoğullarının başına Seher isminde çok güzel bir kadın geçer. Bazıları tarafından öngörülen ama önlenemeyen bu durum, kadın ve çocuk cinayetlerini sonunda durdurur. Artık zalimlerin son durağı mezar olur. İktidarı ve güzelliği ile baş döndüren Seher'in en büyük derdi, bebeklerinin karnında ölmesidir. Bebek özlemiyle yanıp tutuşan kadın, bu soruna olmadık çareler arar. Durum öyle vahim bir hale gelir ki, Seher bu uğurda canını bile ortaya koyacaktır.
Kitap çok ilginç karakterlerle bezenmişti. Seher'i milattan önce Samsun'da yaşadıkları söylenen Amazon kadınlarına çok benzettim. Çok güçlü, ama annelik yanıyla da oldukça yenik bir kadındı. Seher'in en has adamı, yardımcısı Halil ise sır bir kişilikti. Zaten kitabın sonunda onun kim olduğu açığa çıkıyor. Okuyucu Halil'in Seher'e platonik bir aşk duyduğundan şüphelenebilir ki, bence şüphelerin de haklılar. Kitabın sonunda olayları biz okuyuculara aktaran, ama adı gizlenen şairin kim olduğunu öğrenince çok şaşırdım. Seksen darbesinde haksız yere tutuklanıp, işkenceye uğrayan, tırnakları tek, tek söküldüğü için lakabı tırnaksız olan Kerim'in yaşadıkları çok acıydı. Herman'ın zalimliğine kızıp, mülteci çocuklara uzanan elini kırmak istiyorsunuz. O adamın sonu beni çok mutlu etti. Berbatın Nebbaşlarının, öldürdükleri adamları sonsuza kadar bulunamayacak şekilde saklama yöntemleri ürperticiydi. Kitabın sonu, yakın tarihlerde ülkemizin başına gelen çok korkunç bir eylemle bağlandı ki bunu hiç beklemiyordum.
*Daha doğmadan, hiç ölmeyecekler safına katıldı.
*Dünyada hiç bir kuvvet, yüreği intikam hırsı ile dolu