Görünmez Kadın

Görünmez Kadın
637 okur puanı
Ekim 2020 tarihinde katıldı
9/10
·247 syf.··
Beğendi
·
2021 15. kitabı
Daha önce okuduğum kitabı raftan alıp, tekrar şöyle bir gözden geçirdim. Nede olsa, coronavirüs yüzünden evlere kapandık ve kitap okuma süremiz gittikçe uzuyor. Bu arada iyi ki kitaplarla sıkı dost olmuşum diye düşünmeden edemiyorum. Yoksa bu karantina günlerinde ne yapardım hiç bilmem. Kitabın adı beni kendine çekmiş ve bir heves okumuştum. Fahrenheit 451, kitap kağıtlarının yanıp tutuştuğu sıcaklık derecesiymiş. Okumaya başlayınca, yazarın neden bu ismi kullandığını anladım. Olaylar bilinmez bir gelecekte geçiyor. Günümüzde yangınları söndürmekle görevli olan itfaiyeciler, kitapları yakarak yangın başlatıyorlar. Romanın baş kişisi Montag'da bir itfaiye görevlisi. Bir zaman sonra yaptıklarını sorgulamaya başlayınca olayların fitilini ateşliyor. Bu arada, kitapları bu yangınlardan kurtarmak için örgütlenen bir grup insan, kitapları bölüşerek, biz müslümanların kur'an-ı kerimi korumak için yaptığı gibi ezberliyorlar. Kitabın beni en etkileyen kısmı buydu. Her kitapseveri, mutlak bir isyan kıvamına getirecek (kitapların yanması kimi çıldırtmaz ki?) bu romanı bence herkes almalı ve kitaplığına koymalı. Yalnız, kitabın yanına mini bir yangın tüpü bırakılmalı. Ne olur, ne olmaz. *Kitaplar aptal olduğumuzu bize hatırlatmak için var. *"Sadece söylemek zorunda olduğum şeyleri dinleyecek birini istiyorum." ""Mutlu musun?" "Ne miyim? "
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2017108,2bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅

Görünmez Kadın

, bir kitap okudu
9/10
·247 syf.··
Beğendi
·
2021 15. kitabı
Ray Bradbury
7.7/10 · 108,2bin okunma
7/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2021 14. kitabı
İsveçli Soffi, hayatının en kötü dönemlerini yaşıyor, kanser hastalığıyla savaşıyordu. Evli ve iki çocuk annesi kadın, aniden eşi tarafından hastane yatağında terk edildi. Artık hayatının çok sancılı bir dönemine girmişti. Hem terk edilmenin acısını yaşarken, hem de iki ergen oğluyla başetmeye çalışıyordu. Annesi ve kız kardeşiyle çıktığı Türkiye tatili, yeniden aşka inanmasını sağlayacaktı. Aşık olduğu Türk genciyle tüm acılarının biteceğine, güzel günlerin yeniden başlayacağına. inanıyordu.Gerçekten de hayatının kışı bitmiş, artık yazına mı girmişti? Kafasında cevaplanmamış sorularla, belirsiz geleceğine bakıyordu. Not: Bu kitap gerçek bir hayat hikayesidir. *Artık masal bitmiş, gerçeklerle yüz yüze kalmıştı. *Psikoloğum, "Çocuklar sizin eseriniz, övünsen de dövünsen de bu senin eserin," demişti. *Bu masum teklifin sonun başlangıcı olacağını nereden bilebilirdim ki? *O gün orada, hayatıma ikinci bir çizgi çektim. *Sanki asırlardır birbirine hasret kalmış iki aşığın buluşması gibiydi..
Ben SoffieYılmaz Ali ·  Ateş Yayınları · 201933 okunma
9/10
·383 syf.··
Beğendi
·
2021 13. kitabı
İlginçtir ki okuyanlar, Gülseren Budayıcıoğlu kitaplarını ya çok seviyor, ya da sevmiyor. Ben sevenler tarafındayım. Psikolojiye oldum olası merakım varken, gerçek olayların bir psikiyatristin gözünden anlatıldığı bir kitabı kaçırır mıyım? Fikrimce, insan denilen canlı, fazlasıyla ilginç zaten. Onu, ruhuyla, düşünceleriyle, hücreleriyle böyle canlı, canlı izleyip, görmek çok iyi oluyor. Bu yazarın ilk kitabıymış.Açıkcası kitabın yarısına kadar bir acemilik hissediliyor. Betimleme pek yok, sadece konuşmalar var. Kliniğe gelen insanların doktora anlattıkları olmasa, kitap sıkıcı denecek bir kıvamda ilerliyor. Sonra, Budayıcıoğlu biraz daha betimleme kullanınca tadında ve yerinde devam ediyor. Kitapta o kadar çok insan ve hayat hikayesi var ki. Biri bitip, biri başlıyor. Temizlik takıntısı olan ve çöpleri atamayan üç Kız kardeş, piyangodan çok para kazanınca soluğu doktorda alan heyecanlı genç, ayılıp bayılarak kocasının ilgisini üzerinde tutmaya çalışan zengin, güzel kadın, terk edildiği için deliren ve eski sevgilisini öldürmeyi planlayan adam, ona aşık bir adamın, onu takip edip tüm konuşmalarını dinlediğini iddia eden bir genç kız, panik atak hastası bir iş adamı... Belli ki kitabın ana teması şu: Anne ve babasının doyuramadığını dünya doyuramıyor. Kaderlerimiz ve geleceğimiz, doğduğumuz evlerde şekilleniyor. Yani, psikiyatristlerin hastalarının çocukluğuna inmeleri boşuna değilmiş. Normal şartlar altında da kitap okumak benim için terapidir. Fakat, bu kitap ekstra terapi oldu. Yani yumuşacık oldum. *Biraz olsun kendini sevmeyi becerebilirsen, bundan sonra daha huzurlu bir hayatın olur. *Hepimizin içinde az çok geçmişin gölgesi var. *Asıl ölüm galiba temelli unutulmak.
Madalyonun İçiGülseren Budayıcıoğlu · Remzi Kitabevi · 202021,5bin okunma