Mutfakta oturmuş, sana bu mektubu yazıyorum. Senin şehirde olduğunu biliyorum, çıksam seni bulabileceğimi de biliyorum, doğruca senin kaldığın otele gider, oda kapısını çalarım, belki de o yüzden ellerim böyle titriyor, belki de aşk dedikleri bu bitmez tükenmez titremedir, belki de bu: senin beni okuyor olman, aşktır. Senin olan şimdide. Şimdi. Merhaba.
Sevdiğini kaybetmek düşüncesi her üç saniyede bir, annenin beynine balyozla inerdi sanki, uğuldamanın süresi de çarpmanın şiddetine bağlı olarak uzar, kısalır, ama hiç eksilmezdi.