Savaştan kaçan ve kendine yeni bir hayat ve yeni bir kimlik yaratan bir büyükannenin torununa bıraktığı koca bir miras.
Her bir çekmecesi farklı hikayelerle dolu bir şifonyer ve onunla ne yapması gerektiğini bilmeyen Olivia, her çekmecede ailesiyle ve geçmişiyle ilgili yeni bir bilgi öğrenir.
Hüzün, neşe, mutluluk ve ayrılık dolu bu hikayede belkide Olivia’ya kalan en büyük miras asla pes etmemesi gerektiğidir. Çünkü Rita ailesi ve sevdikleri için asla pes etmedi.
Anılar bizi taşırsa iyidir. Yavaşlatır veya hareketsiz kılarsa onları susturmak gerekir. Ortadan kaldırmak değil. Sadece susturmak. Çünkü yaşamın herhangi bir anında, hayaletlerimizi konuşturmak için hatıralarımızı uyandırmamız gerekebilir. Onlardan artakalanları biraz incelersek bize öğretecekleri çok şey olur.
“İç savaş” denilen bu özel savaş biçimini tam olarak böyle anladım. Kaybedenler evlerine dönmüyor, kazananlar da… Hayır, hayır… Kaybedenler, kazananların yükünü de taşır omuzlarında ve onların sokaklarda caka satmalarını sessizce izler.