öncelikle, sizi saracak içinizi ısıtacak tatlı bir o kadar da hayatın gerçekleriyle yüzleştirecek bir roman arıyorsanız bu kitap tam da size göre.
Ecrin, serseri olarak adlandırabileceğimiz erkek arkadaşı Erkan'a büyük bir aşk besliyordu. hatta ona bir anne şefkatiyle dâhi yaklaştığını söyleyebilirim.
bu kitabı bu kadar seviyor oluşumdaki sebep, Ecrin'le ortak noktalarımızın oluşuydu. Aile bağımızın kopuk olması, aileden ayrı bir yaşam - aile eksikliğinden kaynaklı eksikliği hayatımızdaki adamla gidermeye çalışmamız (yurt ortamında büyümemiz) vs. Kısacası Ecrin'i okurken hayatımdan bir parça okuyormuşum gibi hissettim, nitekim de öyle oldu.
sonrasında Melina, ah Melina'm küçük yaşta annesi tarafından terk ediliyor. hem de henüz birkaç aylıkken. baba konusunda neyseki eksiklik hissetmiyor Melina çünkü babası Vural bu konu da ona çok destek çıkıyor.
bazen bu konuyu hâlâ anlayamıyorum 'Evladını Terk Eden Ebebyn'. bu anne ya da baba faktörü olabilir inan fark etmiyor. ama bir insan, insan diyorum nasıl evladını terk edebilir ki. kıyaslama değil bu inanın sadece bir örnek, mesela hayvanlar bile evladına ölesiye bir bağlılıkla sahip çıkarken 'insan' dediğimiz ama özünde insan olmayan ebebynler sizler çocuklarınızı nasıl terk ediyorsunuz? o masum, sudan temiz bebeklere, (illa bebek olmasına gerek yok) çocukları nasıl bırakıp gidiyorsunuz. çok derin konu ağzım çok şey demek istiyor ama susmayı tercih ediyorum...
Ecrin ailesinin isteğiyle çocukluk arkadaşı Hazal'ın evine gönderilmesiyle başlıyor hikâyemiz. Ailesi Erkan'la muhattap dâhi olmasını istemiyor çünkü biricik kızlarının başına bir şey gelmesinden korkuyorlar.
Ecrin, Hazal'ın komşusu Vural Bey'in kızının bakıcısı olarak yeni bir işe başlıyor. Ve işte burada küçük Melina'yla tanışıyor. Ecrin ve Melina arasındaki çekim o