Bütün sürü bunu biliyor ama kimse bir şey yapamıyordu. Henüz sürü içinde, deyim yerindeyse, herhangi bir kamusal yönetim geliştirmemiştik. Belli bazı göreneklerimiz vardı ve bunlar ihlal eden bahtsızın üstüne tüm gazabımızla çökerdik. Mesela su içme yerimizi kirletenler, olayı gören herkesin saldırısına uğrar, kasten yanlış alarm verenlerse hayli itilip kakılırdı. Oysa bütün göreneklerimizi hor görüp çiğneyen Kızılgöz'den öylesine korkuyorduk ki onu cezalandırmak için, gerektiği gibi birlikte harekete geçemiyorduk bir türlü.
Kendisine ve başkalarına zarar vermenin tarifi budur. Birbirimizi mutlu edemediğimiz yetmiyormuş gibi, kalplerimizin bize zaman zaman bahşettiği sevinç duygusunu birbirimizden çalmak zorunda mıyız?