Kitabı yaklaşık 2 hafta önce bitirdim ama hâlâ etkisindeyim desem yeridir.
Anton Çehov'dan okuduğum ilk ve kesinlikle son olmayacak Kara Keşiş'in incelemesiyle geldimm.
Öncelikle ben bu kitaba başlarken konusu hakkında hiçbir fikrim yoktu yani arkasını bile okumamıştım ama açıkçası hiç böyle bir içerik beklemiyordum. Yazarın da belirttiğine göre bu incecik ama travmatik kitap "tıbbi" bir kitapmış.
Okumaya başladığımda ve yavaş yavaş konuyu kavradığımda ufaktan bir şok geçirdiğimi belirtmek isterim(tamamen kişisel bir şey) çünkü son zamanlarda delirmek, şizofreni ve öbür türlü akıl hastalıklarıyla ilgili bayağı etkilendiğim bir süreç geçirmiştim ve tam da bunun üstüne rastgele elime aldığım bir kitabın da bu konu üzerine olması beni hayrete düşürmüştü.
Kitaba gelirsek kitabı gerçekten beğendimm. Ana karakterimizle delilik ve dehalık arasında çok ince bir çizgide gidip geliyorduk ve bence Çehov bunu çok güzel bir şekilde kağıda aktarmıştı. Biraz önce bahsettiğim süreçte olmasaydım bile etkileneceğim bir kitaptı kesinlikle.
Ana karakterimiz Kovrin, çok fazla düşünmekten ve kendisini bilişsel olarak etrafındakilerden daha üstün görmesinden dolayı psikolojik bir rahatsızlık edinmeye başlıyor ve günün birinde önceden duyduğu bir efsanenin gerçekleştiğine şahit oluyor.
İlk başta ben de sadece efsanenin gerçekleştiğini ve olayın diğer insanların da bu şeyi görüp o yönde şekilleneceğini düşünmüştüm, sonuçta bu bir kurgu(?) ve kurgularda her türlü şey gerçekleşebilir... o yüzden garipsememiştim. Ama sonra bu keşişi sadece Kovrin'in gördüğünü öğrenince olaylar gelişmeye başladı ve bol bol Kovrin'in iç konuşmalarını, aklının mantıklı tarafı ve delirmekte olan tarafı arasında gidip gelmesini okuduk.
Ben en çok Tanya'ya üzüldüm. Umarım sonradan kendine güzel bir hayat