Yetkenin buyruğuna karşı davranışta bulunmak, bir günah işlemek, insan açısından olumlu yönüyle, ilk özgürlük hareketi yani ilk insansal harekettir. Söylencede günah, bilgi ağacından meyve yemek şeklinde yansımaktadır. Bir özgürlük edimi olarak karşı gelme ise usun başlangıcıdır.
Kendi benliği de, onun için tıpkı diğer insanlar gibi bir sömürme aracı haline gelmişti. Rönesans kapitalizminin güçlü ustalarının mutluluk ve güvenlik tablolalarının çizildiği kadar güzel olup olmadığı konusunda kuşku duymamız için yeterli nedenler var. Yeni özgürlük onlara iki şey getirmiş olsa gerektir: güçlülük duygularını artırmış, ama aynı zamanda, soyutlanmışlık, kuşkuculuk ve güvensizlik duygularını, ve —bütün bunların sonucu olarak— kaygılarını artırmıştır. İnsanların felsefe yazılarında da aynı çelişkiyi görüyoruz. Bunlar, felsefelerinde, insan onurunu, bireyselliği ve gücü ön plana çıkarır, bunları vurgularken, güvensizliği ve umutsuzluğu da sergilemişlerdir.
Ne var ki uzun ve özü gereği kesintisiz olan özgürlük savaşlarında bir dönemde baskıya karşı özgürlüğü savunan sınıflar, zafer kazanildiktan ve savunulacak yeni ayrıcalıklar oluştuktan sonra özgürlük düşmanlarının saflarına katılmışlardır.