10/10
·30 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
Herkese merhaba Bugün sizleri dünyalar tatlısı kızımız Alice ile tanıştırmaya geldim Alice önünde kocaman orman olan çok güzel bir evde ailesi ile birlikte yaşıyor ve ormanda yaşayan hayvanları izlemeyi çok seviyor ama tatlı kızımızın bu günlerde ufak bir sorunu var annesi ve babası ayrılmaya karar vermişler babası evden gidince, Alice bu ayrılığa kendisinin sebep olduğunu düşündüğü için çok üzülüyordu ve bu konuda ne yapacağını bilmiyordu Alice bir gün öğle yemeğini yedikten sonra evlerinin önündeki ormana gidip çimlere oturdu, kızının bu hali annesini çok endişelendirmişti hemen yanına gidip neden üzgün olduğunu sordu, Alice'nin cevabını duyunca annesi gülümseyerek kızına, onun bir suçu olmadığını ve büyüklerin bazen böyle kararlar alabileceğini söyledi. Alice annesi ile konuştuktan sonra biraz daha rahatlamıştı, annesi, Alice'ye eve gelip kardeşi ile oyun oynamasını teklif etse de küçük kızımız ormanda biraz daha kalmak istediğini söyledi. Tam bu sırada tatlı kızımızın yanına sevimli dostumuz Kapibara geldi Alice ilk başta Kapibara'nın insan gibi konuşmasına şaşırmıştı ama daha sonrasında ikisi arasında keyifli bir sohbet başladı ve sevimli Kapibara, Alice'den bir dilek tutmasını istedi Sizce sevimli dostumuz Kapibara, Alice'den nasıl bir dilek tutmasını istemiş olabilir? Ve sizce tatlı kızımızın dileği gerçek olmuş mudur? Alice'nin hikayesini, sevimli dostu ile neler konuştuğunu ve bu sohbetin Alice'nin hayatını nasıl değiştirdiğini merak ediyorsanız mutlaka bu güzel kitabı okumanızı tavsiye ederim sevgili kitap dostlarım bu tatlı kitabı kaleme alanlar, yazarımız Eda Gökçeli'nin çocukları Eylül ve Taha Baran yazmış genç yazarlarımızın yolu açık olsun daha nice güzel kitaplar yazarlar inşallah
Sihirli Kapibara FoEda Gökçeli · Perseus Yayınevi · 20261 okunma
10/10
·130 syf.··
2026 2. kitabı
'DAMLALAR' şiir kitabi tek bir duygunun esiri olan bir kitap değil. Aksine, insan ruhunun tüm zıtlıklarını barındırıyor. Şiirlerde bir yandan derin bir melankoli ve kabulleniş seziyor, diğer yandan ise sayfayı çevirdiğinizde direnişin ve yeniden doğuşun fısıltılarını duyuyorsunuz. Eda BARAN hocam kıymetli yol arkadaşım, okuyucuyu ajite etmeden, usulca sarsmayı başarıyor. Şiirlerin ritmi, insanın kalp atışıyla ritm tutuyor desek yeridir.
DamlalarEda Baran · Gece Kitaplığı · 20253 okunma
Reklam
Puan vermedi
Sabretmeyeceksen a tabip derdimi sorma Anlatmaya bir başlasam ilk faslı kitaptır (s. 148) Şiir, şair ister; şair de şuur… Peki ya şuur ne ister, yahut onun bedeli nedir? Doğrusu bunun cevabını bilmiyorum. Belki de bu sorunun kesin bir cevabı yoktur. Çünkü insanın iç dünyasını büyüten her şey biraz da eksiltir onu ; her fark ediş biraz daha ağırlaştırır omuzlarını. Ama biz en iyisi konumuza dönelim ve kelimelerin bizi götürdüğü yere gidelim. Zirâ Ömer Demirbağ’ın Divan adlı şiir kitabı, zamanın içinden süzülüp gelen zarif bir ses gibi duruyor karşımızda. Bu eseri okurken insan kendini eskiyle yeniyi birleştiren bir köprünün tam ortasında buluyor,yani en azından kendimi öyle buldum. Ne tamamen geçmişte kalmış ne de bugünün yüzeyselliğinde kaybolmuş bir eser… Tam aksine , geçmişin inceliğini bugünün duygusuyla harmanlayan güçlü bir nefes taşıyor içinde. Bu noktada, Ömer Hoca’nın son yıllarda hayatımıza girişini de unutmamak gerek. Şiir okumalarıyla, özellikle hikâye tadındaki samimi anlatımlarıyla adeta “zaten hep buradaymış da biz yeni fark etmişiz” hissi verdi. Yıllardır yanmış ama bir türlü tütmemiş bir kandilin birden aydınlanması gibi… Önce TRT diyanet kanalında edebî programıyla , ardından çeşitli YouTube kanallarında ve televizyonlarda yayınlanan ders içerikli videolarıyla bir anda evlerimizin tanıdık sesi oldu. Onu dinleyenler ne demek istediğimi anlayacaktır zaten; konuşurken ders anlatan bir akademisyenden çok, yıllardır tanıdığınız bir dostla sohbet ediyormuşsunuz hissi bırakıyor. Dolayısıyla bu kitabı elimize alınca satırlar bize yabancı gelmiyor ; aksine, o sesin yazıya dökülmüş hâli gibi.. Kitap dört ana bölümden oluşuyor: Gazeller, Musammatlar, Nazmlar ve Ayşe’ye Dair. Bu bölümlerin her biri kendine özgü havasını yansıtıyor; beni bir
DivanÖmer Demirbağ · Diyanet İşleri Başkanlığı · 054 okunma
Puan vermedi·360 syf.··
2026 10. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 04:01
Üç kızı evde kalmış afet hanım ve kızları Aydan, Niver ve Yonca... Annesi ısrarla bir damat bulma peşinde olsa da kızlarının hiç de evlenesi yoktur. Kırkına, merdiven dayamış olan Aydan mutluluğu yalnızlığında ve kitaplarında bulmuştur. Niver işi gücü yerinde bir hanımefendidir. Arkadaşı Eda ile bir evlendirme merkezine başvuru yapmış ordan ona uygun talipleri ile görüşmüş ama olumlu sonuç alamamıştır. Kendisini uğursuz olarak nitelendirir. Eda ile Niver'in ortak arkadaşı Orçun ise bir gün kuzeni Meriç ile Edayı tanıştırır. Meriç Ankara'dan İstanbul'a tayin sebebiyle gelmiştir. Zaman geçtikçe Eda ile Meriç sevgili olurlar. Meriç'¡n arkadaşlarından Niver ile tanıştırdıkları vardır ama hep bir aksilik olmuştur ve olumlu sonuçlanmamıştır. Kardeşi yonca da aynı şekilde talipleri ile görüşür ama hep bir kusur bulup kabul etmez. Tabi ki Afet hanım boş durur mu sürekli kızlarına milletin kızı evlendi bizimkiler evde kaldı millete taktığım altınlar boşa gitti diye hayıflanır durur.. Niver bir gün annesine yemek masası almak için mobilyacıya götürür. Tabi annesi boş durur mu mobilyacıda çalışan gençlere bile maaşınız iyi mi bekar mısınız diye sormaya başlar. Takımı alıp eve dönerler. Diğer gün mobilya takımı gelir ama eve çıkarırken masanın camını kırarlar. Afet hanım ayılıp bayılır işteki kızı Niver'i hemen arar. Olanları anlatır sinirle telefonu hemen kapatıp mobilya dükkanı sahibi Emir beyi arar ve olanları sinirli bir şekilde anlatır. Emir bey ise gayet mütevazi bir şekilde özrünü diler gerekeni yapacağını söyler. Niver davranışından utanır bu tepki karşısında tam o sırada Emir bey hatamı telafi etmek için benimle yemeğe çıkar mısınız der.. Niver kabul eder süslenip yemeğe gider. Emir beyin kendisi gibi müziği çok sevdiğini duyan Niver çok mutlu olur. Klarnet çaldığını
Bir Evlilik KomedisiSinan Akyüz · Alfa Kitap · 2016907 okunma
Tarık Tufan - Şanzelize Düğün Salonu Kitap İncelemem
8/10
·276 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
Şanzelize Düğün Salonu, aşkı, tasavvufu, yalnızlığı ve modern insanın kimlik arayışını iç içe geçiren bir romandır. Roman, şeyh babasını kaybetmiş isimsiz bir anlatıcının hayatına bir gecede giren sıra dışı insanların hikâyeleri üzerinden ilerler. Kaçırılmış bir gelin, eski bir aşk, yaşlı bir adam ve dervişler gibi farklı karakterlerin yolları kesişirken ortaya hem gerçekçi hem de masalsı bir atmosfer çıkar. Romanın merkezinde Eda'ya duyulan derin ve yaralayıcı aşk bulunur. Ancak bu aşk sadece romantik bir ilişki değil, aynı zamanda insanın kendini arama sürecinin bir parçasıdır. Karakterler sevdikleri şeyleri kaybettikçe kim olduklarını sorgulamaya başlarlar. Başkahraman bir şeyh oğludur; bu nedenle geleneksel ve manevi dünyanın içinde büyümüştür. Ancak yaşadığı hayat modern dünyanın yalnızlığı ve yabancılaşmasıyla şekillenir. Roman boyunca bu iki dünya arasındaki gerilim hissedilir. Karakterlerin çoğu bir yere ait olamama hissi yaşar. Bu yüzden romanın temel sorularından biri "İnsan kendini nerede bulur?" sorusudur. Tarık Tufan'ın dili şiirseldir. Olaylardan çok duyguların ve iç dünyanın anlatımına ağırlık verir. Bu nedenle hızlı ilerleyen bir polisiye ya da klasik bir aşk romanı bekleyen okurlar için ağır gelebilir. Ancak karakterlerin ruh hâllerini yansıtmadaki başarısı romanın en güçlü yanlarından biridir. Kitabın adı ilk bakışta Paris'teki Champs-Élysées'yi çağrıştırsa da romandaki düğün salonu daha çok bir semboldür. İnsanların mutluluk hayalleriyle gerçek hayat arasındaki mesafeyi temsil eder. Romanın genelindeki ironi ve hüzün duygusuyla uyumlu bir isimdir. Şanzelize Düğün Salonu, olaylardan çok insanların ruh hâllerini anlatan, melankolik ve düşünsel bir romandır. Özellikle Oğuz Atay, Yusuf Atılgan ve modern Türk edebiyatındaki iç dünyaya odaklanan
1000Kitap
Şanzelize Düğün SalonuTarık Tufan · Doğan Kitap · 20248,6bin okunma
10/10
·164 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
Matmazel Anjel(mürebbiye)annesinin kaderini yaşayarak Paris'te para karşılığı erkeklerle birlikte olarak geçimini sağlarken hamile kalıp çocuğuna baba adayları araştırır ve bütün çaldığı kapılar yüzüne kapanır.Çocuk doğduktan sonra annesine bırakarak zengin bir tücccarla beraberliğe başlar ve onunla yolu İstanbul'a düşer. Burada da uslu durmayarak sevgilisini aldatınca tüccar tarafından kovulur.istanbul da beş parasız kalınca Fransız bir ailenin yanına sığınır kendisini namuslu,hanım hanımcık birisi olarak tanıtır ama beklediği ilgiyi burada da bulamaz.Bu aile Anjel'a inanarak kendisini zengin Dehri efendinin konağına çocuklarının Nezahet ve Vahibe dil öğretmek için mürebbiye olarak yerleştirir.Dehri Efendi,konağında ilk eşinden olan çocukları Melahat ve Şemi Melahatın eşi damadı Sadri,erkek kardeşi kambur Amca Bey ikinci eşinden olan çocukları Nezahet ve Vahip,Kahya kadın Eda ve onun eşi Şaban ağa ve aşçıbaşı Tosun Ağa ile yaşamaktadır.Ama mürebbiye huylu huyundan vazgeçmez.Tek amacı lüks içinde yaşamak ve o evin hanımı olmaktır.Evdeki tüm erkekleri en büyüğünden en küçüğüne kadar kendine aşık ederek amacına ulaşmayı düşünür. Evin 3 erkeği Şemi, Sadri ve Amca beyi baştan çıkararak,hiçbirinin birbirinden haberdar olmamasını sağlar.Geceleri bu kişileri odasına alır.Bir gece 3ü birden Anjelin odasına girmeye kalkışınca işler çok karışır.Anjella sadece kendisinin aşk yaşadığını sanan bu erkekler gerçeği öğrenince birbirlerine düşman olurlar.Dehri Efendi olayları öğrenince herşey bambaşka bir seviyeye gelir.Şemi en talihsiz aşık Amca Bey ve Sadri başlı başına bir ahlaksızlık örneğidir.İnanılmaz eğlenceli,trajikomik ve çok akıcı bir eser.Eski Türk filmleri gibi ve sonu oldukça sürprizli.Batı özentisinin ahlaki yaşamı nasıl olumsuz etkilediği mizahi bir dille
MürebbiyeHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202511,2bin okunma
Reklam
Reklam