Çocuk, altına camdan fazla itibar etmez. Peki, gerçekte altın daha fazla eder mi? - Çocuk, yetişkinlerin edimlerine adeta perçinlenmiş gördüğü tutkuları, öfkeleri ve korkuları içten içe saçma bulur. Sahi, korku, nefret ve aşklarımızın istisnasız hepsi boş, bir o kadar da saçma değil midir?
Küçük kız gayet iyi bilir bebeğinin gerçek olmadığını, ama gerçek bir varlıkmış gibi davranır, hem de kırıldığı zaman ağlayacak, üzüntüden harap olacak kadar. Çocuğun marifeti, her şeyi gerçeklikten uzaklaştırabilmesidir. Şükürler olsun ki hayatın düşlerle geçen böylesi bir dönemi var, hayatı inkar edersin, çünkü cinsellik yoktur, gerçekliği inkar edersin, sırf oyun olsun diye, olmayan şeyleri de gerçek sanırsın! Keşke tekrar çocuk olsam, insanların etrafındaki şeylere verdikleri değere de, aralarında kurdukları bağlara da kendimi kaptırmaksızın, hep öyle kalsam.
Bazen bir nesneyi görmenin en iyi yolu onu ortadan kaldırmaktır, ama gene de kalır o, nasıl desem, inkar edilmişliğinin ve hükümsüzlüğünün maddesiyle yoğrulmuş olarak kalır; gerçek varlığımın koca parçalarına uygularım bunu, portremden silindikçe kendi gerçekliğime doğru evirirler beni.
Bir insan, düşlerini net olarak görebiliyorsa(zaten aslında öyledirler) ya da hayatı düşte görmeyi, hayatı maddesiz olarak görmeyi ve düş denen aletle fotoğrafını çekmeyi biliyorsa yazmayı da bilir, yararlı, ağır ve sınırlı'dan yayılan ışınların hiçbir etkisi yoktur o alet üzerinde, çünkü onlar olsa olsa tinsellik levhasını örtmeyi bilir.