Sıkıntı doğurmayan tek formsun sen, çünkü duygularımıza uyarak durmadan değişirsin ve sevincimizi öperken, sıkıntımızı olduğu gibi acımızı da yatıştırırken afyon gibi rahatlık verir, uyku gibi dinlendirirsin, ellerimizi birleştiren, kavuşturan ölüm de sensin.
Biliyorum ki yoksun, ama acaba kendi varlığımdan emin miyim? Bendeki varlığın olduğuma göre; hayatım seninkinden daha mı gerçektir ve seni yaşayan da aynı hayat mıdır?
Bana kendini varmışsın gibi gösterip lütufta bulunmak uğruna, hangi sahte ayini yarıda bıraktın? Dansın hangi kıvrak anında, Zaman'la beraber donup kaldın da, yarıda kalan bu hareketle ruhuma bir köprü attın, gülümseyişini debdebeme uyan, kralların erguvan giysisine dönüştürdün ?
...huzursuzluğumun sessizliğinde, aşkım, içindeki ağaçlıklı bir yolun en ucunda, terk edilmiş bir evin kapılarının açıldığı bu kitabı büyüttüm.Bütün çiçeklerden ruh topladım onu yazmak için, kuş cıvıltılarındaki geçici anlarla bir sonsuzluk ve durgunluk ağı dokudum.