Ne atomlar, ne ruhlar, hiçbiri iç içe geçmez. İşte bu yüzden herhangi bir şey, bir ötekine sahip olamaz. İster gerçeklik söz konusu olsun ister bir mendil-hiçbir şey sahiplenilemez. Mülkiyet hırsızlık değil, bir hiçtir.
Hepimiz başlı başına bir gücüz, çünkü canız. Kendimize doğru yola çıkar, başkalarında mola veririz. Kendimize, ilgiye değer bulacak kadar saygımız varsa, başkalarıyla her türden yakınlaşma bir çatışma demektir. Öteki, arayanın önünde engeldir daima. Bir tek aramayan mutludur; çünkü sadece aramayan bulur, çünkü zaten sahiptir bulduğuna ve her neye olursa olsun sahip olmak, mutluluk demektir (tıpkı düşünmemenin zenginliğin en önemli parçası olduğu gibi)
Her birimiz iki kişiyiz; iki insan karşılaşıp, yakınlaşıp birbirine bağlandığında dördünün yıldızının barıştığı enderdir. Hareket edenin içindeki hayalci adam, zaten hareketliyle sık sık bozuşurken, Öteki'nde var olan hareketliyle ve hayalciyle nasıl dalaşmasın?
Bir fincan kahve; loş bir odada, yarı kapalı gözlerle içilen, kokusu içe işleyen bir sigara... Hayattan bu gerçeklikten başka talebim yoktur, bir de düşlerimden...Az mı bu? Bilmiyorum. Hem az nedir, çok nedir, onu biliyor muyum?
Hayatım üşüyor. Varlığım nemli mağaralardan, yeraltındaki ışıksız mezarlardan ibaret. Son imparatorluğu ayakta tutan son ordunun uğradığı büyük bozgunum ben.