Hepimiz kendimizi zihinsel gerçeklikler olarak tahayyül etmeye alışkınızdır, başkalarını ise fiziksel gerçeklikler olarak görürüz; kendimizi başkalarının zihnini belli şekilde etkileyen, basit fiziksel cisimler olarak kabul etmekte zorlanırız; aynı şekilde ötekileri de zihinsel gerçekler olarak görmemiz zordur; ama iş aşka ya da kavgaya geldi mi, işte ancak o zaman ötekilerin de tıpkı bizim gibi bir ruhu olduğu bilincine varırız.
Sanat niye bu kadar güzel?Çünkü yararsız. Hayat niye bu kadar çirkin? Çünkü amaçlardan, tasarılardan ve niyetlerden örülmüş. Bütün yollar bir noktadan diğerine gitmek için çizilmiş. Kimsenin gelmediği bir yerden kimsenin gitmediği bir yere uzanan bir yol için neler vermezdim.
Muhteşem bir yapıtı yakıp yok eden sanatçılar, bir başyapıt yaratabilecekken kasten sıradan bir eser ortaya koyanlar ya da mükemmel bir yapıta imza atabileceklerini bildikleri halde, Sessizliğe asla yapılmamış şeylerin tacını sunmayı tercih eden büyük şairler (kusurlu bir yapıtı zaten yazmaya değmez)Saçma' nın kutsallığına nasıl da ermiştir!
Ey Nefise, lüzumsuz alışverişlerin zevkinden habersiz misin? Dalgınlığımıza gelse yanlışlıkla gireceğimiz yolların keyfini bilir misin? Hangi insani eylem, kendi doğalarına yalan söyleyen, kendi niyetlerini boşa çıkaran bu sahte eylemler kadar renklidir?