Hayatın gerçekliği maddenin dürtüselliğinde. İnsan aklı ise kavramların ortasında hastadır. Ondan tatmin olmasını istemeyin, sakin olmasını söyleyin ona, yerini bulduğuna inanmasını. Ama sadece bir Deli sakindir.
Ruha ait hiçbir şeyden vazgeçmiyorum. Derdim, ruhumu, organları ve yasalarıyla birlikte başka bir yere taşımak sadece. Kendimi ruhun cinsel otomatizmlerine adadığım yok, tam tersine bu otomatizmde açık aklın bana vermediği keşifleri ayırmaya çalışıyorum. Yeni yasalar çıkarmak için kendimi düşlerin ateşine veriyorum. Çoğaltmayı arıyorum, inceliği, sayıklamadaki entellektüel gözü, göze alınmış kehaneti değil. Unutmadığım bir bıçak var.
Fakat düşlerde yarı yolda bir bıçak bu, kendi içimde tuttuğum ve açık duyuların sınırına gelmesine izin vermediğim bir bıçak.
DUA
Közden kafalar ver bize
Göğün şimşekleriyle kavrulmuş
Bilinçli kafalar, gerçek kafalar
Ve varlığının kat ettiği
Doğmamızı sağla içerinin göklerinde
Sağanak uçurumlarla delik deşik
Ve bir baş dönmesi kat etsin bizi
Kor gibi bir tırnakla
Doyur bizi açız
Yıldızlar arası sarsıntılardan
Göksel lavlar dök
Kan yerine bize
Çöz bizi, böl bizi
Keskin közden ellerinle
Aç bize içinde ölümden de öte
Ölünen o yakıcı kubbeleri
Sendelet beynimizi
Kendi öz biliminin eşiğinde
Kaçır aklımızı
Yeni bir tayfunun pençelerinde
İntihar Hakkında
İntihar etmeden önce varlığın bana garanti edilmesini talep ediyorum, ölümden emin olmalıyım. Hayat bana sadece şeylerin zahiri okunabilirliğine ve onların zihindeki bağlantılarına bir rıza gibi görünüyor. Artık kendimi şeylerin indirgenemez kavşağı gibi hissetmiyorum, tedavi eden ölüm, bizi doğadan ayırarak tedavi eden ölüm, ama ya artık şeylerin geçmediği bir acı tenzilinden başka bir şey değilsem?