haklarından vazgeçmenin verdiği övünç silinip gitmişti. yakınlarının artık kendisinin dışında mutlu olmalarına göz yumuyordu. başkalarını sevmenin en üst derecesiydi bu özveri: kendini silmek, elindeki her şeyi verip yine de az bulmak, hazırladığımız ama paylaşmadığımız bir mutluluğa sevinecek kadar sevmek.
Sayfa 268 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
ancak en şiddetli başkaldırı anlarında bile yüreğinin iyiliği ile tutkusu arasındaki çatışma, alttan alta amansızca sürüp gidiyordu. o güne dek tanımadığı yumuşak bir ses, yoksullara dağıttığı paranın verdiği sevinçten, kendini başkalarına adamanın tattırdığı mutluluktan söz etmeyi sürdürüyordu içinde. bu sesi susturmak istiyordu: özveriyi böyle korkaklığa dek vardırmak salaklıktı. ama ne kadar dirense de ona kulak veriyor ve karşısında gittikçe zayıf düşüyordu. sonunda kendi sesini tanıyor, aklını başına topluyordu: sevdiği varlıklar mutlu olacaksa ne önemi vardı acısının? henüz bütünüyle yenilmemiş de olsa, bitkin düşmüş, hasta denizin karanlıkların içinden yükselen sesini dinliyor, daha kısık sesle hıçkırıyordu.
Sayfa 256 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu