Kitaba başladığımda İlyas’a hayran kalmıştım açıkçası . Ama kitabın ortalarında İlyas sadece Asel’i değil beni bile hayal kırıklığına uğrattı diyebilirim.
İlyas hırsı uğruna her şeyi kaybetti.
Aşk sadece cesur olmayı değil, emek vermeyi de gerektiriyordu aslında.
.
Kitabı kalbiyle okuyabilen herkes Asel'in İlyas'ı ne kadar çok sevdiğini ve bundan dolayı sustuğunu anlardı. Hatta duyabilirdi bile bu suskunluğu. Asel’in suskunluğu o kadar güçlüydü ki, beni bile susturdu.
.
“Selvi boylum al yazmalım” dendiğinde gözümde canlanan sahne ; kırmızı bir kamyon, güzel bir kadın ve iki erkekti. Güzel bir aşk yaşanıyor sanıp oradaki üçüncü kişiyi yani Baytemir’i sorgulardım hep.
.
Meğerse kitabı okudukça anladım ki asıl sevgi Baytemir’deymiş. Asıl emek onun kalbinde, onun gönlündeymiş. Üçüncü kişi Baytemir değil İlyas'ın sadık kalamadığı sevgisiymiş.
Baytemir ise büyük bir acı yaşayan ama asla karakterinden ödün vermeyen yürekli biriymiş.
Baytemir Aseli gerçekten sevmiş, hem de emek vererek, gönül vererek.
Zaten sevgi neydi ? Sevgi, emekti. Sevgi sahip çıkan insan eliydi..