Yaşanılanlar, görülenler ve öğrenilenler ne kadar acı olursa olsun, macera insanoğlu için büyük bir nimetti. Çünkü dünyadaki en büyük mutluluk, bu dünyanın şahidi olmaktı.
Kahraman Admetus, Fates tarafından idama mahkum ediliyordu. Ama Apollo araya girerek pazarlık yapıyordu. Admetus kendisi yerine başka birini ölmeye ikna edebilirse ölümden kurtulabilecekti. Annesi ve babasına soruyordu; teklifi kabul etmiyorlardı. Bu noktada Admetus ile ilgili ne düşünmek gerekiyor, belli değil. Hiçbir şekilde kahramanca davranmıyor ve eski Yunanlılar onun bir salak olduğunu düşünmüş olmalılar. Alkestis ise daha güçlü. Öne çıkıyor ve kocasının yerine ölmeyi teklif ediyor. Belki de Admetus’un bu teklifini kabul edeceğini düşünmüyor. Ama Admetus kabul ediyor ve Alkestis ölerek Hades’e gidiyor.
Ama orada bitmiyor. Bir tür bir mutlu son var. Bir tür deus ex machina. Herkül Alkestis’i Hades’ten kaçırıp yaşayanların dünyasına geri getiriyor. Tekrar canlanıyor Alkestis. Admetus karısına kavuştuğu için gözyaşlarına boğuluyor. Alkestis’in duygularını anlamak daha zor, o sessiz kalıyor. Konuşmuyor.
Alkestis ölümden geri dönüyor ve yine canlı. Ve sessiz kalıyor; yaşadıklarını anlatamıyor veya anlatmak istemiyor. Admetus çaresizlik içinde Herkül’e danışıyor: “Ama karım neden öylece duruyor ve konuşmuyor?”
Cevap gelmiyor. Trajedi, Admetus’ın Alkestis’i sessizce eve götürmesiyle bitiyor.
Neden? Neden konuşmuyor?