"Artık ulaşamayacağım bir yerde değilsiniz de ondan," dedim onun elini tutarak. Elini çekmedi. "Seni seviyorum da ondan Mary, bir erkek bir kadını ne kadar yürekten sevebilirse o kadar. Bu hazine, bu servet, dudaklarımı mühürlemişti de ondan. Artık hazine kalmadığına göre, ne kadar sevdiğimi söyleyebilirim sana. İşte bu nedenle 'Tanrıya şükür' dedim."
"O zaman ben de "Tanrıya şükür' diyorum," diye fısıldadı onu kendime doğru çekerken. Her kim bir hazine yitirmiş olursa olsun, ben bir hazine kazandığımı biliyordum o gece.