"Hiçbir engel beni seni sevmekten vazgeçiremez, kötülüğün bile." Bu kötülük tüm insanlığın ölümüne sebep olsa bile çünkü tüm insanlar bir yana sen bir yana.
"Bu şehri bırakabileceğin hiçbir anı düşünemiyorum, her şeyini feda ettin. Yine edersin." Dalgın cümlemi söylerken saçma bir duyguyla gülümsedim. Bana gözleri parlak şekilde bakıyordu.
"Her şeyi değil." Bana bir adım yaklaştı.
"Ya burası hiç olmasaydı, acaba kader yine bizi birleştirir miydi?"
İşaret parmağını kaldırıp daire şeklinde salladı.
"Eğer bu dünyayı yaratmış olmasaydım, senin için yepyeni bir dünya daha yaratırdım."
"Gelecek kişileri bildiğin için mi çıkmamı istemedin?"
"Sana zarar veremesinler diye istemedim."
"Şimdi ne olacak?"
"Beni savaşı başlatan taraf olmam için zorladılar ve başardılar da. Savaşı başlatan ben oldum."
"Ne için?"
"Senin için."
Kafamı defterden kaldırdığımda bana değil, doğrudan dudaklarıma baktığını fark ettim. Dün gecenin etkisini görmek hem garip bir duyguya bürünmeme sebep olmuş hem de yalnız olmadığımı hissettirdigi için rahatlatmıştı. Boğazımı sahte bir öksürükle temizlediğimde gözleri ağır bir hareketle gözlerime çıktı. İşaret parmağımı ve orta parmağımı kaldırıp önce onun gözlerini, sonra da kendi gözlerimi işaret ettim. "Konuşurken gözlerime bakmalısın."
"Konuşmadığın için gözlerine bakmıyordum, şimdi bakıyorum.