Eda

Eda
@edakcyt
16 okur puanı
Ekim 2020 tarihinde katıldı
Part1
Sınava az kalmış eli ayağına dolaşmış bir kız. Gününün elle tutulur kısmının çoğunu bilgisayar başında durmaya ayırmış ders videoları izliyor, kalan vakitlerinde ise çalışmayışının vicdan azabını çekiyor. Bu vicdan azabına rağmen bilgisayarda olduğu vaktin tamamını ders çalışarak geçirmiyor. Kendini geliştirme tesellisi ile ders dışı videolar, ödül hak ettim bahanesiyle oyun videoları, sosyalleşmek benim de hakkım diyerek insanların olduğu topluluk sunucularında sohbet ediyor. Yeni insanlar tanımayı seviyor. Dünyayla yeni tanıştığını düşünüyor ve onu kendince keşfediyor. Bir sürü insan tanıdı ona göre. Kimisiyle bir saat kimisiyle bir hafta kimisiyle de aylarca muhabbet etti. Hepsinden bir şeyler kattı kendisine. Ancak biliyor bu işin sonu yok. Kendisi gibi birini bulmak için-o sunucuları ders amaçlı kullanan- sunuculara çalışma arkadaşı aradığının söylüyor, ders muhabbetleri ediyor, kendi ilgi alanlarından veya insanların ilgi alanlarından bahsedip “kendine bir şeyler katacak” insanlar arıyor. Bazılarıyla denk gelip güzel arkadaşlıklar kuruyor. Sosyal medya iletişimlerini kale alması sosyal çevresi tarafından alaya alınıyor, ailesi duysa teknoloji ile arasını keserdi. Ancak o internetin kendisinin özgürleşmesini sağlayan bir platform olarak görüyor. Aklında sevgi yok bunları yaparken. Bazı insanların özellikleri dikkat çekici oluyor bazen ancak biraz tanıdıktan sonra insanların hepsinin hemen aynı kapıya çıktığını fark ediyor. Kendi arkadaşları, ailesi, yeni tanıştığı insanlar, sokakta gördükleri… Kızın bir ihtiyacı var aslında. Kendi kendini yediği şeyler var içinde. Bunlarla baş başa kalmaktan, içindeki kaosu dizginlemekten bıkmış durumda. İçindekileri kelimelere dökemiyor bazen sadece susup anlaşılmak istiyor, bazen elinden geldiğince açıyor kendisini; bu anlarda
Reklam
kısa bir devam yazısı denemesi
yolculuk nereye bilinmeli mi gerçekten yoksa sadece yoldaki çiçekleri koparıp onları mı dinlemeli. farkında olmadan yapıyor muydum bunu? bi şekilde ilerliyordum bilmediğimi sanarak yolumu ancak öyle miydi? ileride amaçsızca yürüdüğünü sandığım biri. göz göze gelmek korkutmuyordu onu baktı gözlerime, sanki ruhuma ulaşacak kadar derindi bakışları uzanıyordu bana. her zaman her insanda gördüğüm bir şey değildi. hatta ilk kez karşılaşıyordum öylesi bir bakışla. gözleri bakmıyordu sadece ben de bakışına karşılık verdim. muhtemelen üç saniye süren bakışarak yan yana geçişimizden o an gördüğüm gözlerden, bir kaybolmuşluk denizinde karanlığı delmeye çalışan amansızca savrulan eller, haykırışlar ve bazen görebildiği tek şey olan yıldızlar... birkaç metre sonra daha fazla devam edemedim çekiliyordum sanki ona soyut bir kuvvet tüm somutluğuyla ona itiyordu beni. tüm zıtlıklar bir araya gelmiş ahenk yakalamıştı sanki, evrendeki her şey renklere, renkler seslere, sesler tekrar evrene dönüşüyor gibiydi. peşinden giderken adımlarını yavaşlatmış ve durmuştu aramızda bir metre kala durdum çarpmamak için aniden. sessiz kalmaya çalışıyordum o soyut güç susturuyor durduruyordu beni. kontrolüm dışındaydım ama bu kontrolsüzlük anlamlıydı sanki. durmuştu. başını kaldırmış yukarıya bakıyordu. yerdeki tüm gözalıcı şeylerden insanlıktan soyutlanmış sanki ruhunu göğe bırakmış ve hafiflemişti. bir soyutluğa dönüşmüş tüm dinginliğiyle o kaybolduğu sandalda sakinlemiş ve gökle bağlanmıştı. ve bağın diğer ucunda ben vardım sanki. başını indirip hızla bana döndü sanki hep farkındaymış gibi beni buraya getiren oymuş gibi. ondan beklenmeyecek bir kuvvetle bana sarıldı ve sıktı. karşılık verdim ve deniz fenerlerinin aydınlattığı sokakta sarılarak diz çöktük

Mehmet Senük

@Mestes
·
Kısa bir yazı denemesi
Yalnız ruhların sessiz haykırışlarını duyar mı sokaklar? Samimiyetsizliğin gürültüsü ile dolup taşan caddelerin birinde yürüyen bir kadın. Elinde bir çanta, rimeli akmış, bir şey düşünüyor usulca... Bir adam var aklında. " Mutlu olacak mıyım? " diye soruyor kendine. Mutluluk bağlı mıdır başka birine? Gökyüzüne bakınca binlerce yıldız, yeryüzündeki asık suratlara, mutsuzluğa, bıkkınlığa rağmen kesmiyorlar ışıklarını. Hepsi gülümsüyor... Belki bana belki sana belki de bize. Ama gülümsüyorlar işte. Kulağımda kulaklık. Cama yaslanmışım. Dışarıda yanıp sönen ışıklar, soğuk mu soğuk hava ve elimdeki kahve. Yolculuk nereye? Bilmiyorum. Yolculuk nereden? Bilmiyorum. Tek bildiğim, ne yaptığımı bilmediğim. Zihnimde geçmişin acı yankısı, kahvemden bir yudum alıyorum. Caddedeki kadın ile kesişiyor yolumuz. Ona el sallıyorum. Maalesef duramam, devam ediyorum. Yolculuk nereye? Bilmiyorum... Bir okyanustan geçiyor yolum. Suda Yahya Kemalin binlerce "Sessiz Gemisi". Çok seneler geçiyor, dönen yok seferinden. Bir kitap okuyorum. Sayfaların arasında kaybolduğum, insanlardan daha sıcak bir kitap. Ara veriyorum, ayracım sonbaharda düşen bir yaprak... Olmayacak hayallere dalıyorum, bir çocuk çarpıyor gözüme, ışıl ışıl bakan gözleri, saflığı ve küçük elleri... Annesine bakıyorum, mutlu değilmiş gibi, babası nerede, biliyor mu kimse? Bilmiyorum. Hiçbir şey bilmiyorum. Devam ediyor yolculuğum, sabahın ilk ışıklarında ruhsuz insanlar görüyorum, takım elbiseli, kravatlı, bir vapura biniyorlar. Bir çift görüyorum, el ele, göz göze. Kıskançlığında boğulan iki entrikasever görüyorum daha derine bakınca. Kız kendini beğenmiş, erkek gücün delisi olmuş. Suni bir mutluluk var ellerinde. Konuşmadan veda ediyorum onlara, devam ediyorum yoluma. Yanıma birisi oturuyor, bir emekli. Ölümü
Edebiyat
hercule poirot.... dizisine başladım😭😭 en sevdiğim gri hücreler ondakiler mon ami
İnternetten kitap alış verişi için önerdiğiniz site hangisidir?
Anket
"Hastings Hastings... her şey karanlık, çok karanlık" "Her karanlığın sonrasında bir aydınlık vardır, Poirot" Umutsuzca başını salladı.