(Yazının sonlarına doğru spoiler bulunmakta.) Kirpinin zarafafeti adından da anlaşıldığı gibi kendine ördüğü duvarlar içerisinde gerçek bir entelüktüel hayatı süren kapıcı Renee'nin odağında bir kitap. Kapıcı Renee kitapta mizahi bir dille eleştirilen diğer üst sosyete 'entelektüel' lerinin aksine gerçek bir entelektüel çünkü entelektüelliğini kimseye kanıtlama ve onay alma ihtiyacı duymadan sadece ve sadece okumaktan zevk aldığı için okuyanlardan. Aslında Renee'nin tüm apartman sakinlerinin ve toplumun onu konumlandırdığı kapıcı kimliği rolünü herkesin istediği gibi oynarak entelektüelliğini kimsenin yıkmasına izin vermeyecek şekilde gizli yaşaması oldukça kurnazca. Ünvanların, etiketlerin ve sosyal statü ile birlikte gelen önyargı ve kimlik yaftalamalarının ortadoğu toplumlarında yaygın olsa da Avrupa'nın göbeği diyebileceğimiz Fransa'da da bu duruma parmal basılması bu tip yargıların gelişmişlikten ziyade evrensel bir algı sorunu olduğu mesajını bana hissettirdi. Kitaptaki apartman bir ülke metaforu gibi. Zira bütün apartman sakinleri senelerdir orada ve ne bir yabancı geliyor ne de kimse taşınıyor. Kitap aynı zamanda bana bakmak ile görmek arasındaki farkı çok güzel hissettirdi. Kitabın üzerinde döndüğü Renee, ailesinin ve dünyanın ikiyüzlülüğünü çok iyi analiz etmiş ve yaşamın anlamsızlığından emin intihar etmeyi düşünen Paloma ve apartmana sonradan taşınan üst sosyete ekip tarafından hayranlıkla bakılan Japon beyefendisi Kakuro'yu da bir araya getiren şey de zaten bu 3 karakterin diğer tüm karakterlerin aksine bakmanın ötesine geçip 'gören', anlamlandıran insanlar olmaları. Bu 3 karakter dışındaki tüm dünya yaşadıklarının farkında olmayan anlamsız bir hayat sürdürmekte. Paloma'nın annesi yılardır antidepresanlara bağımlı, babası annesini huzurevine bıraktığı için