"Bazı kitaplar okunmaz, hissedilir. Bu beden benim evim; yaralarımızı sevmemiz, kendimize nazik davranmamız ve en dipten nasıl ayağa kalkacağımız üzerine yazılmış bir manifestosu gibi. Bayıldım."
Hayatın bazen üzerimize fazla geldiği, iyi niyetimizin suistimal edildiğini hissettiğimiz anlarda bir dost eli gibi uzanıyor bu kitap. Yazarın o tanıdık, içten dili sayesinde sayfalar arasında kendinizle dertleşiyor gibi hissediyorsunuz. Kalbi yorgun olanlara, 'yalnız değilsin' diyen naif bir hatırlatıcı.
Mesafe kavramının sadece kilometrelerden ibaret olmadığını; korku, çekince ve derin bir tutkunun insan ruhunu nasıl paramparça edebileceğini gösteren bir başyapıt. Bazı satırların altını çizmek yetmiyor, insan o cümlelerin içinde yaşamak istiyor.