Defne, babasından kalan miras bitip iflasın eşiğine geldiklerinde sadece kardeşini düşünmüştü. Tekerlekli sandalyeye mahkum, düzgün bir şekilde konuşamayan ve pahalı tedavilere ihtiyaç duyan kardeşini... Onun tedavisine devam edebilmesi için tek şansları portakal bahçelerini alacak olan adamı son hasatı onlara vermesi konusunda ikna etmekti. Defne, yapması gereken tek şey adamı ikna etmekten kendini onunla nikah masasında bulduğunda hala şaşkındı. Evlilikleri başta mecburen, formalite icabı yapılmış olsa da zaman Defne ve Murat için beklemediği duygular getirecekti.
Kitabın konusu arka kapakta yazmıyor. Kitaptan alıntılar var. O yüzden içeriğinin ne olduğunu okuyunca öğrendim. Konusunu yukarıda yazdım ve kısaca yorumlamam gerekirse şunu diyebilirim; bu konuya yaz dizisi çekilsin kesin tutar.
Açıkçası ben konuyu sevmedim. Türk yazarlardan daha orjinal konular bekliyorum artık. Formalite evlilik gerektiren ve sonra o evlilik gerçeğe dönen bir kurgu okumaktan sıkıldım.
Murat karakteri beş vakit namazını kılan, orucunu tutan Best of Mümin bir kardeşimiz. Ben açıkçası severim böyle erkekleri çünkü neden sevmeyeyim. O yüzden Murat'ı da sevdim ama Defne karakterine çok tutuldum. Tamam anladım zengin kızı, eller havaya konsepti ile büyümüş ama dini nikâhı gereksiz görmesi, namazın nasıl kılındığıyla ya da orucun nasıl tutulduğuyla ilgili en ufak bir bilgisi olmaması bana saçma geldi. Bunları yapmamasını eleştirmiyorum kesinlikle ama müslüman bir ülkede yaşayan herkes iyi kötü bunları bilir bence. En kötü televizyonda görürde bilgi edinir. Orası bana çok mantıksız ve abartı geldi.
Murat'ı sevdim dedim ama kitabın başında kız ile evlenme sebebini okuyunca çok saçmasınız dedim kendi kendime. Neden saçma dediğimi açıklayamıyorum ama okursanız bu yorumumu hatırlayın
Bir de