Az önce harika bir kitabın kapağını kapattım. Okuduklarım yüzünden içim biraz buruk. Kitap boyunca kendimi Hera'nın yerine koydum ve kendime şu soruyu sordum; sevdiğim adamın öleceği günü ve saati bilseydim ne yapardım? Sanırım kafayı yerdim. Kitabın o son sahnesinde gözümün önüne kendi sevgilim geldi. O yüzden şu an dokunsalar ağlarım sevgili yazar naptııın
Kitap çok güzel bir ilk kitap olmuş. Okurken devamının geleceğinden emin bir şekilde okuyorsunuz. Cevaplanmayan aklınızda soru işareti olarak kalan yerler var. Mesela Hera'nın geçmişi, doktor kim ve amacı ne, Hera'nın en yakın arkadaşı neden bir an da ortadan kayboldu? Yazar bunları o kadar güzel cevapsız bırakmış ki daha kitabın sonunu göremeden ikinci kitabı merak ediyorsunuz. Sonra kitabın sonuna gelince kafayı yiyorsunuz öyle bir yerde kaldı ki kitap hayır ya olamaz dedim, olamaz daha ikinci kitap piyasa da yokken beni burada bu sonla bırakamazsın. Gerçekten şu an kitabın devamını okuyabilmek için çıldırıyorum.
Bu kitapta çoğunlukla Hera'nın üzerine eğilmiş yazar. Bize asıl kızımın nasıl bir karaktere sahip olduğunu göstermek istemiş ve bunu çok güzel başarmış. %70 Hera'nın düşüncelerini okusak bile asla sıkılmadım çünkü her düşüncesini bir olay sonrası önümüze koymuş yazar. Hera dışında aktif iki karakter daha vardı. Biri 10 Numara Çağlar diğeri ise takımın fizyoterapisti. Çağlar ne kadar naif bir çocuk ise fizyoterapist o kadar eğlenceli bir karakterdi. Ben ikisini de çok sevdim. Yazarın karakterleri oluştururken aşırıya kaçmaması, senden benden farksız olmalarını sağlaması çok hoşuma gitti. Kısacası bütünüyle çok sevdiğim ve devamı için çıldırdığım bir kitap oldu. Çok tavsiye ediyorum çok güzel bir kitap güzel olmasa valla söylerdim